Yapay Zekâ ile Ücretsiz İletişim Eğitimi

Eğitim dünyasında çok yaygın bir kabul vardır: Bir şeyi sadece gördüğümüzde sınırlı ölçüde öğreniriz. Görüp işittiğimizde öğrenme artar. Anlattığımızda daha da güçlenir. Ancak en yüksek öğrenme düzeyi, bilgiyi uygulamaya dönüştürdüğümüzde ortaya çıkar.

İletişim eğitimleri de bu kuralın istisnası değildir.

Bu nedenle yıllardır verdiğim iletişim eğitimlerinde teorik anlatımın yanında mutlaka uygulamalı çalışmalara yer veriyorum. Yakın zamanda gerçekleştirdiğim iki günlük iletişim eğitiminde de katılımcılar yalnızca dinlemedi; tartıştı, canlandırmalar yaptı, geri bildirim verdi ve aldı. Çünkü iletişim, kitap okuyarak değil, kullanılarak gelişen bir beceridir.

Buna rağmen birçok işletme yöneticisi iletişim eğitimlerinin yetişkinlerde anlamlı bir değişim yaratmadığını düşünür. Öğrenme ihtiyacını henüz içselleştirmemiş ve eğitime ayrılan bütçeyi yatırım yerine maliyet olarak gören yönetimler için bu bakış açısı anlaşılabilir bir durumdur.

Anlaşılabilir olması ise doğru olduğu anlamına gelmez.

Öte yandan özellikle büyük ölçekli şirketlerde farklı bir eğilim de görüyoruz: Eğitimin içeriğinden çok eğitmenin ne kadar tanınmış olduğuna odaklanmak. Elbette alanında başarılı ve bilinen isimlerle çalışmanın değeri vardır. Ancak bazen eğitimin çıktılarından çok, çalışanların ünlü eğitmenle fotoğraf çektirip bunu sosyal medyada paylaşabilmesi ön plana çıkabiliyor.

Bugün ise çok farklı bir iletişim eğitimi fırsatından söz etmek istiyorum.

Üstelik tamamen ücretsiz.

YZ ile Ücretsiz İletişim Eğitimi – Dr. Fatih Çatal

Elbette bu yöntem, kurumun ihtiyaçlarına göre tasarlanmış profesyonel bir eğitim programının yerini tutmaz. Ancak iletişim pratiği açısından son derece değerli bir imkân sunuyor:

Yapay zekâ ile sohbet etmek.

Dikkat ederseniz yapay zekâ, karşısındaki kişiyi kırmadan uyarıyor. Yanlış anlaşılabilecek bir ifade gördüğünde doğrudan hüküm vermek yerine çoğu zaman “Bunu mu demek istediniz?” diye sorarak mesajı doğrulamaya çalışıyor.

Bir hata gösterildiğinde savunmaya geçmiyor.

“Ben öyle demedim” demiyor.

“Suç bende değil” demiyor.

Çoğu durumda hatayı kabul ediyor ve düzeltme yoluna gidiyor.

İnsan ilişkilerinde ise bunun tam tersini ne kadar sık görüyoruz. Özür dilemekten kaçınıyoruz. Eleştiriyi kişisel saldırı olarak algılıyoruz. Hata kabul etmek yerine başkalarını suçlayabiliyoruz. Ego, iletişimin önüne geçebiliyor.

Yıllardır eğitim veren biri olarak artık küçük de olsa bir tavsiye verme hakkını kendimde görüyorum:

Her gün en az 30 dakika yapay zekâ ile sohbet edin.

Sorular sorun.

Yanıtları sorgulayın.

İtiraz edin.

Eleştirin.

Farklı bakış açıları isteyin.

Bu süreçte yalnızca bilgi edinmeyeceksiniz. Aynı zamanda etkili iletişimin bazı temel kalıplarına da sürekli maruz kalacaksınız.

Dil son derece bulaşıcıdır.

Bir dönem spor yorumcuları “top yere vurdu”, “top sıçradı” veya “hücum sahasına taşıdı” derdi. Bugün ise sıklıkla “bounce etti” ve “drive etti” ifadelerini duyuyoruz. Maruz kaldığımız kavramlar ve dil kalıpları farkında olmadan konuşma biçimimizi değiştiriyor.

Eğer bu kadar hızlı şekilde yeni kelimeleri hayatımıza alabiliyorsak, neden yapay zekânın kullandığı nazik iletişim dilini de almayalım?

Belki daha fazla soru sorabiliriz.

Belki daha az hüküm verebiliriz.

Belki karşımızdakini anlamaya biraz daha fazla zaman ayırabiliriz.

Belki de iletişim eğitimlerinin en büyük yardımcısı, artık cebimizde taşıdığımız yapay zekâ uygulamaları olacaktır.

Ne dersiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir