Araştırmalar, insanın öğrenmeye anne karnında başladığını ve bu süreçte çeşitli uyaranlara karşı tepki geliştirdiğini ortaya koymaktadır. İnsan, henüz fetüs durumundayken hamileliğin yaklaşık 18-20. haftasından itibaren dış sesleri algılamaya başlar ve 25-26. haftadan sonra sese duyarlılığı daha da artar (Hepper, 1991). Doğduktan sonra bebeklerin, anne karnında dinledikleri seslere verdikleri tepkiler bu araştırmayı destekler niteliktedir.
Bebekler, henüz anne karnındayken amniyotik sıvı aracılığıyla annenin tükettiği yiyeceklerin tadını ve kokusunu alabilir. Bu deneyimin, doğum sonrasındaki tat tercihlerini etkilediği bilimsel olarak ortaya konmuştur (Mennella ve Beauchamp, 1996).

Beyin, yeni bilgiler edinmek ve çevresine uyum sağlamak için hayat boyunca öğrenmeye devam eder. Bu süreç, yalnızca bilinçli eğitimle sınırlı kalmaz; deneyim, gözlem ve sosyal etkileşim yoluyla da öğrenme gerçekleşir (Merriam ve Bierema, 2013).
İnsan, farkında olsun ya da olmasın, yaşam boyunca öğrenmeye devam eder. Öğrenme, hem bilinçli farkındalık hem de bilinçsiz süreçlerle gerçekleşir ve beynin çevresel uyaranlara olan esnekliği sayesinde süreklilik gösterir. Bu bilgiler, ne öğrendiğimize dikkat etmemiz gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Geçmişte, sinema ve ses sanatçılarının hayatlarını, bugün olduğu gibi merak ederdik. İnternetin olmadığı yıllarda magazin dergileri satın alınır ve gazetelerin magazin köşeleri ekonomi sayfalarından daha fazla okunurdu. Bugün ise sosyal medya hesapları üzerinden yalnızca ünlüler değil, çalışma arkadaşlarımızın bile hayatlarını takip ediyoruz. Ancak herkes kendi hayatını yaşıyor. Başkalarının hayatını izlerken geçirdiğimiz zamanın, aslında kendi hayatımızdan çalındığına inanıyorum.
Öğrenmenin itici gücü olan merak duygumuzu, başkalarının hayatları üzerine odaklamak yerine, insanlığın ortak faydasına yönelik çözümler üretmeye kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle bazı sorularla bu farkındalığın geliştirilmesine katkı sağlamak isterim:
- Öncelikle kendimizi tanıyor muyuz?
- Hangi konularda yetkinliklerimiz var?
- Bu dünyada başkalarına yük olmak yerine hangi yükleri alabiliriz?
- Kaç yabancı dil biliyoruz?
- Toplumsal sorunlara çözüm üretmek için gönüllü sayısını nasıl artırabiliriz?
- Organik ve sağlıklı besinlerin azalmasını nasıl önleyebiliriz?
- Tüketim toplumu olmaktan üretken bir topluluk seviyesine nasıl ulaşabiliriz?
Bu soruların bir sonu olmadığı gibi, asla olmayacaktır. Bu nedenle, yapılması gereken onca iş ve geliştirilmesi gereken birçok beceri varken, öğrenme becerimizi faydasız zaman kayıplarına dönüştürmeyelim. Önce kendimizi tanıyalım, sonra çevremizi güzelleştirmek ve çevremize iyi gelmek için öğrenmeye devam edelim.
Hepper, P. G. (1991). “An examination of fetal learning before and after birth.” Irish Journal of Psychology.
Mennella, J. A., & Beauchamp, G. K. (1996). “The early development of human flavor preferences.” Annals of Behavioral Medicine.
Merriam, S. B., & Bierema, L. L. (2013). Adult learning: Linking theory and practice. Jossey-Bass.