Bana göre bir işletmenin en iyi tedarikçileri çalışanlarıdır.

Nasıl yani? Çalışanlar tedarikçi olur mu hiç? Tedarikçi dediğimiz, işletmenin ihtiyaç duyduğu malzemeleri veya hizmetleri dışarıdan sağlayan paydaş değil midir? Çalışanlar ise işletmenin insan kaynağıdır. Bu ikisi birbirinden farklı şeyler değil midir?

Bir işletmede değişmesini istediğimiz davranışlar yıllardır tekrarlanıyorsa, yalnızca çalışanlardan değişmelerini beklemek ne kadar gerçekçidir? Hangi davranışları ödüllendiriyoruz? Hangilerine sessiz kalıyoruz? Yeni çalışanlar bizden ne öğreniyor? Bugün eleştirdiğimiz yönetim anlayışının yarınki temsilcilerini, farkında olmadan biz mi yetiştiriyoruz?

Bu yazının başlığını özellikle seçtim. Yıllar önce gençlik dizilerinden birinde sıkça dile getirilen “Kurallar çiğnenmek içindir!” anlayışının bugün bizi getirdiği noktayı hepimiz görüyoruz. O dönem kuralların varlık nedenini iyi anlatamamış olmalıyız ki bugün kurallara karşı vurdumduymazlık sınır tanımıyor.

Kontrol elbette kötü değildir. Kaliteyi korumak, riskleri azaltmak, standartları yükseltmek ve süreçlerin doğru işlemesini sağlamak için kontrol mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Kontrol güvene mani değildir. Hatta doğru tasarlanmış kontrol mekanizmaları güveni destekleyebilir. Sorun, kontrolün bir yönetim aracından çıkıp yönetimin kendisi hâline gelmesidir.

Öğrenmek son derece ciddi bir iştir. Çünkü öğrenme yalnızca bilgi biriktirmek değil, aynı zamanda karakterimizi, davranışlarımızı ve ilişkilerimizi şekillendiren bir süreçtir. Farkında olsak da olmasak da sürekli öğreniyoruz. O halde öğrenme kaynaklarımızı seçerken daha bilinçli davranmalı; bize değer katan, ufkumuzu genişleten ve insanlığımızı güçlendiren öğrenmelere yönelmeliyiz.