Celal’in babası Şükrü Bey, hayvancılık yaparak geçimini sağlar. Hayvancılığın insan emeğine çok fazla dayandığı yıllardır. Şükrü Bey, çocuklarının da yardımıyla işini büyütmeyi hayal etmektedir. Belki de bu nedenle eğitimleri konusunda çok istekli değildir. Celal ise okuma isteği ile yanıp tutuşmaktadır.
Celal’in okuma isteği kardeşler arasında da sorunlara yol açmaktadır. Celal, sıcak ocağın yanında ders çalışırken abileri soğukta hayvanlara bakmak zorunda kalmaktadır. Celal’in çoçukluğu o zamanlar Taşköprü ilçesine bağlı olan küçük bir köyde geçmektedir. Gaz lambası yalnızca misafir geldiği zaman kullanıldığı için, Celal ödevlerini, aynı zamanda yemeklerin de pişirildiği ocağın ışığında yapmaktadır. Saatler süren okul ev arası yürüyüşten sonra sıcağın karşısında uyku ile mücadele ederek ödevlerini tamamlaması da ayrı bir başarıdır.
Celal’in köyünde okul olmadığı için her gün yaklaşık iki saat patika yollardan yürüyerek altı kilometre mesafedeki kasabadaki okula gitmektedir. Celal, soğuk ve karlı bir gün okula gitmek için evden ayrılır. Ağaçlar arasında ilerlerken bir kurt sürüsüne rastlar. Karınları aç olan bu kurtlar karşısında yapayalnız kalan Celal, bir ağaca tırmanır ve kurtların gitmesini bekler. Dönüş yolunda tekrar kurtlarla karşılaşma korkusunu hissederek evine ulaşır.
Celal, kırsalın ve gelir yetersizliğinin zorluklarına rağmen ilkokulu başarıyla bitirir. O zamanlar ortaokul ve lise eğitiminin bir arada verildiği ve Anadolu’nun en gözde okullarından biri olan Abdurrahman Paşa Lisesini kazanır. Maddi zorluklar yaşamasına rağmen yatılı okul hayatını tamamlar ve mezun olur. Köyüne yakın Hanönü kasabasında (sonradan ilçe olur) yer alan tarım kooperatifinde işe başlar. Burada yaklaşık 6 ay çalıştıktan sonra Ankara’ya gider.

Geliri iyi durumdadır ancak içinde bir huzursuzluk vardır. Hem ailesinin yanında olmak hem de ülkesinin geleceğine daha fazla katkı vermek amacıyla öğretmenlik mesleğini tercih eder. Şükrü Bey oğlunun bu kararından ötürü çok mutludur. Celal, okumanın kıymetini bildiği için yeni mesleğine dört elle sarılır.
1968 yılında, o zamanlar Boyabat ilçesine bağlı olan kış aylarının uzun sürdüğü bir dağ köyüne ataması yapılır. Atandığı köyde okul yoktur. Bir evin üst katını sınıf yapmışlardır. Altlarında hayvanlar kaldığı için kışın ısınmalarına fayda sağlaması belki de bu okulun tek olumlu yanıdır.
Celal Öğretmen, köye okul yapılması için çalışmalarına başlar. Ancak okul için finansal destek yoktur. Orman köyü olması nedeniyle Orman Müdürlüğüne okul yapımında kullanmak için kereste talebinde bulunur. Mevzuat okul için kereste veremezken cami için verebilmektedir. Diğer taraftan cami yapımına halk daha sıcak bakmaktadır. Celal Öğretmen, okul yapımı projesinin kapsamında değişikliğe gitmek zorunda kalır. Artık projede hem cami hem de okul yapılacaktır. Böylece gerekli kaynağın (işgücü ve malzeme) önemli bir kısmına ulaşabilecektir.
O yıllarda köyde elektrik, su olmadığı gibi motorlu bir taşıtın hareket edebileceği yol da yoktur. Okul projesi daha zahmetli ve bütçeli ön projeleri beklemek zorunda kalmıştır. Köyün gençlerini hayaline ortak eder ve kazma kürek işe koyulurlar. Önce traktör girecek kadar bir yol açarlar. Artık cami ve okul yapımı için gerekli malzemeleri taşıyacak traktör için yol hazırdır.
Köye açılan bu yol, köyün kaderini değiştirecek çok önemli değişimlerin başlangıcı olmuştur. Celal Öğretmen, ilgili kurumlarla görüşerek köye su ve elektriği de kazandırmıştır. Köylünün cami yapımı için attıkları o ilk adımın sonunda artık projenin beş somut çıktısı vardır: Cami, Okul, Yol, Su ve Elektrik.
Bu gelişmeler civar köylerden de duyulur ve onlar da köylerine okul talep ederler. Celal Öğretmen o köylere de rehberlik eder. Kurumlarla görüşür ve okulların açılmasını sağlar. Böylece okula gitmek için her sabah türlü zorluğa katlanan başta çocuklar olmak üzere anne ve babalar artık rahat bir nefes alabilmektedir.
Celal Öğretmen yalnızca görev yaptığı dağ köyünde değil, çevredeki bir çok köy tarafından sevilir ve sayılır. İnsan ilişkilerindeki başarısı ilçe milli eğitim ve valilik tarafından duyulur. 1987 yılında ilçede Sosyal Yardımlaşma Vakfı kurulur ve Celal Öğretmen’e vakıf sorumluluğu verilir. Celal Öğretmen’in 19 yıl görev yaptığı köyden ayrılması köylüler açısından da zor olmuştur. Bu köyde, aynı aileden anne-çocuk, baba-çocuk öğrencileri olmuştur.
Biriktirebildiği az miktarda bir para ile Boyabat’ın doğu ucundaki bir mahallede uygun bir arsa alabilir. Başlarını sokabilecek kadar bir oda yapınca buraya taşınırlar. Bu mahalleye de yol, su ve elektrik getirmek Celal Öğretmen’e düşer. Mahalleye yol, su ve elektrik gelince komşuların sayısı da zamanla artacaktır.
Celal Öğretmen vakıf için gerekli sistemi kurduktan sonra içindeki öğretmenlik aşkı ağır basar. Yeniden öğrencilerine kavuşmak için köye geri dönmek ister. Bu defa Celal Öğretmeni yakın bir köyün küçük bir mahallesine görevlendirirler. Köy halkı kısa zamanda Celal Öğretmen’i aileden görür. Celal Öğretmen ilk gün götürdüğü sefer tası dışında görev yaptığı yıllar boyunca bütün öğle yemeklerinde köylünün baş misafiri olarak ağırlanmıştır.
Celal Öğretmen bir ihtiyaç gördüğünde, proje kafasında şekillenmeye çoktan başlamıştır. Bu köyün bağlı olduğu muhtarlık çok uzaktadır ve köyün ihtiyaçlarının karşılanması uzun zaman almaktadır. Mevzuat bilgisi iyi olan Celal Öğretmen, görev yaptığı bu mahallenin köy olması için rehberlik eder. Köy statüsüne kavuşması ve muhtarlığın başlaması ile birlikte köyün su sorunu da kısa sürede çözüme kavuşturulur.
Celal Öğretmen’in proje bakış açısına sahip olması nedeniyle gördüğü eksiklere kalıcı çözüm üretmedeki uzmanlığı dikkat çeker ve ilçe merkezindeki bir okula ataması yapılır. İlçeye ataması yapılan kaymakamların çocuklarını okutmak Celal Öğretmen’e nasip olur.
Komşuları, ihtiyaçlarını önce Celal Öğretmenle paylaşmaya başlarlar. Muhtarların çözüm üretmede gecikmeleri ve çoğu zaman üretememeleri karşısında hızlı ve sürdürülebilir çözüm üreten bir komşuları vardır. Mahallenin yürümekte zorluk çeken yaşlı sakinleri yakınlarda bir cami olmadığından şikayetçidir. Komşularının bu taleplerine rehberlik eder. Şehrin belki de en manzaralı tepesinde bir cami yapımına öncü olur. Bu caminin altında bir aşevi de kurarak aç yatan kimse kalmasın ister. Celal Öğretmen, bulunduğu şehirde bir kişinin dahi aç uyumasına razı gelmez. Cami ve Aşevi projesinden sonra Celal Öğretmen ilçenin “Celal Hoca”sı olmuştur.

Celal Hoca emekli olur. Artık mütevazı bahçesinde vakit geçirmeye karar vermiştir. Ancak Anadolu’da kültür erozyonu hız kazanmış ve Celal Hoca’ya bir proje görevi daha düşmüştür. İnsanların yaşlandıkça yalnız kalmalarına ve çaresizliklerine kayıtsız kalamaz. En azından ömürlerinin son demlerinde yalnız kalmasınlar ve huzur bulsunlar ister. Böylece, Boyabat Huzurevi projesi de başlamış olur. Projede sona yaklaşılmıştır. Celal Hoca, yardımseverlerin katkıları ile bir-iki yıl içinde hizmete açılmasını dört gözle beklemektedir.

Celal Hoca’nın projeleri, ömrü yettiği sürece bitmeyecektir. Proje kültürünü yaşantısı ile çocuklarına ve çevresine de aşılamıştır. Çünkü o küçük yaşlarından itibaren gördüğü sorunlara kayıtsız kalmamıştır. “Elbet birileri yapar.” dememiş, kolları sıvamış ve başladığı işi bitirmeden de bırakmamıştır.