İkarus ve Hedefler

Yunan mitolojisi, eski Yunan halkının evreni, tanrıları, doğayı ve insan yaşamını anlamak için geliştirdiği mitolojik hikayeler, karakterler ve efsanelerden oluşur. Yunan mitolojisi, edebiyat, sanat ve kültür üzerindeki büyük etkisiyle, batı medeniyetinin temel taşlarından biri olmuştur.

Atinalı mimar ve mucit Daidalus ile oğlu İkarus, Kral Minos’un emriyle bir kuleye kapatılır (“Neden kapatıldı?”, “Ne kadar süre kaldı?” benzeri soruların yanıtlarına burada değinmeyeceğim).

Daidalus, kendisi ve oğlu için ellerindeki balmumunu ve etraflarındaki kuş kanatlarını kullanarak bir çift kanat yapar ( Durum analizi ve mevcut kaynaklar incelenmiş 🙂). Bu kanatlarla kulenin penceresinden kaçmayı planlar (Daidalus’un, elindeki kaynakları kullanma konusundaki uzmanlığı da verimlilik çalışanlara örnek olsun diyelim…)

Babası, Ikarus’a uçarken zevkten kaçınması gerektiğini ve uçmanın coşkusuyla güneşe yaklaşmamasını söyler (Babalar çocuklarının karakterlerini bilir, dinlemekte mutlaka yarar var.). İkarus uçabilme özgürlüğünün zevkini tadınca; babasının uyarılarını dikkate almaz. Yükselmeye devam eder. Güneşe yaklaştıkça balmumu erir. İkarus, Ege Denizi’ne düşerek hayatını kaybeder ( Meteoroloji ile ilgilenenler bu hikayedeki mumun erimesi olayını kolayca kabullenemeyecektir. “Yükseldikçe sıcaklık düşer ki…” diyeceklerdir. “Belki de stratosfer tabakasında uçmuştur.” diyelim. Sonuçta mitoloji, öyle değil mi? 🙂).

İkarus hikayesi, genellikle ‘kendini bilmek’ ve ‘abartmamak’ gibi dersler vermek amacıyla anlatılmaktadır. Dilimizde ‘yüksekten uçmak’ ifadesi, palavra atmak veya çok abartmak anlamında da kullanılır. Heyecanla bahsettiğimiz bir konu hakkında, “Çok yüksekten uçuyorsun, biraz alçal!” eleştirisini alanlarımız olmuştur.

“Neşeli Günler” filminde “Ziya” karakterini canlandıran Şener Şen’in uçak sahnesi de palavralarını destekleyen bir görüntü oluşturmakta sanki değil mi? O da çok yüksekten atardı. Her ne kadar “Atma Ziya!” uyarısını alsa da… 🙂

Şener Şen (Ziya Karakteri – Neşeli Günler)

“Yüksekten uçma” konusunda çevresini teşvik eden dostlarımızın sayısı da az değildir:

“Yıldızları hedefle; aya ulaşamasan bile, gökyüzünde bir yerde olursun.”

“Yıldızları hedefleyenler, yer çekiminin sınırlarını zorlayanlardır.”

Bu cümleler yüksekten uçmanın da ötesini zorluyor; yıldızları hedef gösteriyor.

Seth Godin, “Icarus Deception” adlı kitabında, İkarus efsanesini modern dünyadaki iş yaşamına ve kişisel gelişime uyarlayarak büyük riskler almanın ve konfor alanının dışına çıkmanın önemini vurgular. Godin’e göre Daidalus, oğlu İkarus’u sadece çok yüksekten değil, aynı zamanda çok alçaktan da uçmaması konusunda uyarmıştır. Denize yakın uçması halinde kanatlarının nemleneceğini ve hedefine ulaşamayacağını anlatmak istemiştir.

Bu hikayeyi proje kültürü penceresinden görmeyi öneriyorum. İşlerimizde bizi hedefe götürecek stratejileri benimsemeliyiz. Çok yüksekten uçmaya gerek yok. Diğer taraftan enseyi karartacak kadar önümüze bakarak da ilerleyemeyiz. Azı zarar olduğu gibi çoğu da zarar! Proje kültüründe “az”, “çok” gibi ölçüler olmadığı için biz somut göstergeleri olan hedeflere odaklanalım.

Hedefe uygun hareket ettiğimiz sürece kanatlarımız bizimle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir