Okuma Süresi: 3 dk.
Ailenin büyüklerine ve misafirlere su ikramı görevi ailenin en küçüğü olarak bendeydi. O zaman duymuştum “Su gibi aziz ol!” duasını ve ilk zamanlar tam olarak anlamamıştım. “Aziz” olarak görülen suyun kıymetini yaş aldıkça daha iyi anlar oldum. Su öyle değerliydi ki güzel bir çok durum, kurum ve kişiler “su gibi” şeklinde belirtiliyordu. Zihnimizde çoğunlukla “saf, duru, berrak” olarak da canlanan bu kavram; hareketindeki ahenkle temiz bir akışı da simgeliyor.
Kimya, ilgi duyduğum alanlardan. İlk öğrendiğim formüllerden biridir; H2O. İki hidrojen “H” ve bir oksijen “O” atomu bir araya geliyor ve “su” mucizesi ortaya çıkıyor. İşletme kültürü, yönetim danışmanlığı, işletmelerde gelişim ve dönüşüm konularında mesai harcarken bu formül bir kez daha karşıma çıktı…

İki “H” ve bir “O” bir araya geldiğinde can taşıyan her varlık hayat buluyor. Aynı durum işletmeler için de geçerli. Nasıl ki yeni bir fidan cansuyuna, ağaçlar dönemsel sulamaya ihtiyaç duyuyorsa yeni girişimler ve rekabette ayakta kalmaya çabalayan işletmeler de iki “H” ve 1 “O” ya ihtiyaç duyuyor: Hayal, Hedef ve Ortak Hareket.
“Hayal” kurmayan bir girişimciye henüz rastlamadım. Burada sık karşılaşılan durum; hayallerin kısıtlı tutulması. Hayal kurarken genellikle gördüğümüz kadarıyla yetiniyoruz. “Önce birileri yapsın!”, “Ben de “A” işletmesi gibi olacağım!” vb. hayallerin daha sık kurulduğunu görüyoruz. Bir alanda ilk olma korkusu; tek başına olumsuz olarak algılanmamalı. Pazarda ilk olmanın zorluklarından kaçınmak da bir stratejidir. Ancak, pazarda sunulmayan bir çözüme odaklanmak ve öncü olmanın da verdiği haz bir başkadır.
Hayal kurmak çok masrafsız bir eylem. Yalnızca birkaç dakika zaman maliyeti var. Hayat neşesini kaybetmemiş her insanın günde en az bir defa hayal kurduğunu düşünüyorum. Bu durumda “su gibi bir işletme” için ilk maddeyi sağlamış oluyoruz. Sırada “hedef” belirlemek var…
İnsanların “şuur” sahibi olmalarının doğal sonucu olarak hedefsiz günlerinin de olmadığını düşünüyorum. Burada önemli olan hedeflerin de “doğru” belirlenmesi. Kimilerinin hedefi günü boş geçirmek, haksız kazanç elde etmek, başkalarının sırtından geçinmek olabilir. Bazen de hedef, “günü kurtarmak”tır. Oysa, yarını kaybetme uğruna günü kurtarma çabası ne kadar tutarlıdır? Hedefsiz işletmelerin sayıca çokluğu şu soruyu akla getiriyor: “Hedefsiz olmaz mı?
Palas pandıras hamlelerle başarı yakalayan girişimler de olabiliyor. Bu durumu; rakip oyuncunun sırtına çarparak yön değiştiren ve rakip filelerle buluşan topların sağladığı sayıya benzetebiliriz. O an takım ve taraftarlar büyük coşku yaşarlar. Ancak ligde şampiyon olmak için bu tür vuruşlar yerine önceden hazırlanmış oyun taktiklerine ihtiyaç vardır. İşletmelerin hedefleri de kendi liglerinde şampiyon olmak, en azından ligde kalmaktır.
Hayalsiz hedef ve hedefsiz hayal olduğunda başarı yine sağlanmıyor. Hayal olmadan hedeflere yürümeyi; bitkisel hayata benzetiyorum. Hedefler belirlenmeden hayal ile yetinmek ise “hayal dünyasında yaşamak” oluyor. Bir işletmenin her zaman gerçekçi hayalleri ve bu hayallere götürecek planlanmış hedefleri olmalıdır. Bu iki “H” bir araya geldiğinde dahi başarıyı kalıcı hale getiremiyoruz. Bunun için bir unsura daha ihtiyaç var: “Ortak Hareket”.
İşletmelerin, “ortak” bir hayale kavuşmaları için “ortak” bir hedefe ihtiyaçları bulunmaktadır. İşveren ile çalışanların hayalleri ve hedefleri ayrı yolda buluşmazsa başarı ortaya çıksa dahi rastlantı olacak ve kısa sürecektir. Bu anlamda hayal ve hedefin birlikte ele alındığı “vizyon”un belirlenmesi de yeterli olmuyor. Vizyon tüm ekip üyeleri ile paylaşıldığında ulaşılabilir olmaktadır (Senge, 2020). “Ortak akıl”, “istişare” kavramlarının önemini ne kadar biliyoruz? Bu kavramları bilmenin ötesine geçip uyguluyor muyuz? Lafla peynir gemisi yürümüyor! O nedenle sahip çıkılmayan hayallerin “H”, planlanmayan hedeflerin “H” ve ortak “O” olarak gerçekleşmeyen hareketlerden cansuyu (H2O) da çıkmıyor. Bunlar olmayınca da işletmeler “su gibi” olmuyor.
Senge, P. M. (2020). Beşinci Disiplin: Öğrenen organizasyon sanatı ve uygulaması, çev. Ayşegül İldeniz, Ahmet Doğukan, Barış Pala, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları.