“İnsanlar da böyle değil mi?
Bulunduğu ortamın rengini alan insanlar zamanla görünmez olmuyor mu?
Kalabalığın içinde kaybolmuyorlar mı?”
Etiket: değişime uyum
Toprak çoğu zaman yalnızca bir besin kaynağı değil, aynı zamanda bir tutunma yeridir. Bunun en ilginç örneklerinden biri Tillandsia’dır.
🔹İşletme kültürü çalışanlar ve kurum için neden kritik?🔹Güven ve sorumluluk bilinci nasıl güçlenir?🔹Saygı, adalet ve açık iletişim nasıl korunur?🔹Sürekli öğrenme ve gelişim kültürü nasıl teşvik edilir?🔹Takım ruhu ve sinerji ortak hedeflere ulaşmada nasıl rol oynar?
Öyle kapıldık ki değişimin rüzgârına, her şeyin değiştiğine inandık.
Oysa bazı şeyler binlerce yıldır yerinden bile oynamadı.
Benim için ise tik işareti, özellikle öğrenen organizasyon hedefine ilerlemek isteyenlerle yaptığım görüşmelerde çok işe yarayan bir metafor. Nitelikli insan kaynağına yatırım ya da sistem kurulumunu önerdiğim hemen her durumda şu cümlelerle karşılaşıyorum:
Bazı yöneticiler “danışmanım var” diyerek yalnızca prestij kazanmayı hedeflediklerinde, danışmanlık süreci verimsiz olur. Eleştiriye kapalı yönetimler için danışmanlar, sadece eksikleri hatırlatan ve rahatsız edici gerçekleri söyleyen kişiler olarak algılanabilir. Ancak gerçekten değişime açık ve gelişimi hedefleyen bir yönetim için danışman, kritik kararları destekleyen, objektif bakış açısı sunan ve başarının yolunu açan değerli bir rehberdir.
Müzeyyen Senar’ın eşsiz yorumu ile hafızalara kazınan Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına, aslında sadece bir aşk şarkısı değil, hayatın akışına kapılıp gitmeyi anlatan güçlü bir eserdir. Sözleri Nâzım Hikmet’e, bestesi ise Türk müziğinin büyük ustalarından Sadettin Kaynak’a ait olan bu eser, bireyin kendi iradesi dışında sürüklendiği yolculuğu anlatıyor.
Kültür, bir organizasyona derinden yerleşmektedir. Kültürü oluşturan değerler, inançlar, gelenekler, uygulamalar ve süreçler iç içe geçmiş durumdadır. Bu karmaşık görüntü yanında, alışkanlıklardan vazgeçmenin zorluğu ve değişikliklere gösterilen direnç nedeniyle kültürel dönüşüm hayal edildiği kadar kolay gerçekleşememektedir.
Biz ne kadar hızlı olmak istesek de dünya var olduğundan beri “aynı” hızda (1670 km/saat) dönmeye devam ediyor. Karacaoğlan da söylemişti aslında: “Dünya dönüyor, sen ne dersen de.”
Arkadaşlarımla nezih mekanlarda belirli aralıklarla toplanarak bilgi ve tecrübelerimizi paylaşmaktan keyif alıyorum. Bu buluşmaların keyifli olmasında salt bilgi paylaşımı yerine her birimizin konuya kendi penceresinden yaklaşımı çok etkili oluyor. Sizi de sohbetin kısa bir bölümüne konuk almak istiyorum.