•  Öğrenen organizasyon nedir, neden bu kadar önemli?•  Öğrenmenin önündeki görünmeyen engeller neler?•  Öğrenme engellerini nasıl aşabiliriz?•  Zihinsel modeller bizi nasıl yanıltıyor?•  Neden her kurum öğrenen organizasyon olmalı?•  Bu dönüşüm için nasıl bir kurum kültürü gerekir?•  Nereden başlamalı, ilk adım ne olmalı?

🔹İşletme kültürü çalışanlar ve kurum için neden kritik?🔹Güven ve sorumluluk bilinci nasıl güçlenir?🔹Saygı, adalet ve açık iletişim nasıl korunur?🔹Sürekli öğrenme ve gelişim kültürü nasıl teşvik edilir?🔹Takım ruhu ve sinerji ortak hedeflere ulaşmada nasıl rol oynar?

İşimizin başına geçtiğimizde “Burası tam bana göre!” demeyi hangimiz istemeyiz? Bilimsel çalışmalar, bu hissi güçlendiren iki anahtar kavrama işaret ediyor: psikolojik sermaye ve iş becerikliliği. Ben de doktora tez çalışmamda otel çalışanlarıyla yürüttüğüm araştırmada bu iki kavramın birlikte yaşam doyumunu nasıl artırdığını ortaya koymuştum.

Günümüzde çoğu zaman unvan peşinde koşarken, o unvanın aslında neyi temsil ettiğini, ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını gözden kaçırabiliyoruz. Oysa hangi pozisyonda olursak olalım, hepimiz bize verilen işi “emanet” gibi korumalıyız.

Evet, ertelemenin zararlarını hepimiz duymuşuzdur. Ancak her erteleme zararlı değildir; bazı durumlarda “akıllıca erteleme” hayat kurtarıcı olabilir. Yüksek stres altında hızlıca verilmiş kararlar, geri dönülmesi zor hatalara neden olabilir. Böyle anlarda karar vermeyi bilinçli olarak ertelemek, duyguların yatışmasını ve daha sağlıklı değerlendirme yapılmasını sağlar.

Birçoğumuzun hayatını 2 – 3 saat süren sınavlardaki performansımız belirledi (LGS; 155 dk, YKS; 180 dk). Ayrıca, 100 metre koşucularının da kariyeri sadece 10-15 saniyelik bir sürece bağlı değil mi?

Dingin bir şekilde okumalarımı yaparken sokaktan yükselen köpek çığlığı ile dikkatim dağıldı. Camdan izlediğimde kavgada canı yanmış olan köpeğin yardımına koştuğunu gördüm. Bir kısmı da diğer köpeğe karşı öfke doluydu. Bazıları intikam hırsıyla köpeğe fırlatmak için taş arıyordu…

Doğum ile ölüm arasındaki yaşam; yolculuğa benzetilir. Aşık Veysel’in “İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece…” olarak anlattığı yaşam yolculuğu birçok duraktan geçer. Uzun bir aile çatısı altında geçen yaşamın son dönemecinde öğrencilik süreci de biter ve “Kariyer Yolculuğu” başlamış olur.