Newton Topu Yöneticiler

Bu yazıda dönüşümcü liderlikten, karizmatik liderlikten ya da yönetim literatüründeki diğer kavramlardan bahsetmeyeceğim. Sizleri akademik ayrıntılara boğmak gibi bir niyetim de yok.

Bunun yerine hemen hepimizin iş hayatında, hatta bazen özel yaşamında karşılaşabildiği bir yönetici profilini tanıtmak istiyorum.

Özellikle “yönetici pozisyonunda bulunan” diyorum. Çünkü her yönetici pozisyonunda bulunan kişi yönetici değildir.

Yönetmek, insan psikolojisini anlamayı gerektirir. İnsanları anlamak ise yalnızca bilgiyle değil; deneyimle, gözlemle ve zamanla mümkündür. Kısacası önce pişmek gerekir.

Bazı kişiler yöneticilik gücünü makamdan aldıklarını düşünürler. Oysa makam yalnızca yetki verir; yönetme becerisi vermez.

Bu kişiler bana her zaman Newton’un denge toplarını hatırlatır.

Üst yöneticisi ona nasıl davranıyorsa o da astlarına aynı şekilde davranır. Üst yöneticisi kendisinden bir iş ister, o da konuya hiçbir katkı sunmadan işi doğrudan bir alt çalışana aktarır. Çalışanından bir tepki alırsa yine aynı şekilde, hiçbir değerlendirme yapmadan bu tepkiyi yukarıya taşır.

Adeta bir enerji transfer mekanizması gibi…

Bir taraftan gelen etkiyi diğer tarafa iletir.

Ne eksik ne fazla.

Ne yorum ne katkı.

Ne çözüm ne inisiyatif.

Sadece aktarım.

Oysa yöneticilik bir iletişim kanalı olmak değildir.

Bir örnek düşünelim.

Bir müşteri, üründeki bir sorunun garanti kapsamında olmamasına rağmen ücretsiz onarım talep etsin. Sahadaki çalışan müşteriyi dinlemek, anlamak ve ikna etmek yerine konuyu olduğu gibi yöneticisine taşısın. Yönetici de çözüm üretmek yerine müşteri hakkında kızgın ifadeler kullansın. Daha sonra müşteri temsilcisi bu kızgınlığı müşteriye aynen aktarsın.

Ne kadar absürt bir tablo değil mi?

İkna etme çabası yok.

Ortak akılla çözüm üretme yok.

Durumu analiz etme yok.

İnisiyatif alma yok.

Sadece bir duygunun ve tepkinin bir noktadan diğerine aktarılması var.

Benzer durumları çalışan ilişkilerinde de görebiliriz.

Bir çalışanın önemli bir aile meselesi nedeniyle birkaç saatlik izne ihtiyacı olsun. Yöneticisine gider. Ancak yönetici, kendi yetki alanında olmasına rağmen karar vermek istemez. Mutlaka bir üst yöneticiden onay alma ihtiyacı hisseder.

Çünkü risk almak istemez.

Peki o zaman şu soruyu sormak gerekir:

Aslında yönetici kimdir?

Yöneticinin temel görevi karar vermektir.

Elbette her konuda değil. Yetki alanına giren konularda.

Yetkinin olduğu yerde sorumluluk vardır. Sorumluluğun olduğu yerde ise karar verme cesareti gerekir.

Newton topları gibi tepkiyi yukarıya ve aşağıya taşıdıktan sonra yöneticilik bunun neresinde kalmaktadır?

Yönetici; filtreleyen, değerlendiren, yorumlayan, çözüm üreten ve gerektiğinde sorumluluk alan kişidir.

Aksi durumda organizasyon içinde yalnızca bir aktarma istasyonu oluşur.

İşin ilginç tarafı, yetkisini kullanmayan bu yöneticiler çoğu zaman sistemdeki en etkisiz ve en verimsiz üyeler arasında yer alırlar. Buna rağmen kendilerini oldukça önemli görme eğilimleri de yüksektir.

Çünkü makamın büyüklüğünü, yöneticiliğin büyüklüğü zannederler.

Oysa gerçek yöneticilik; emir aktarmakta değil, belirsizlik içinde karar verebilmektedir.

Newton topları fizik için oldukça faydalı bir araçtır.

Ancak yönetim için iyi bir model değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir