Kültürün, iletişim şekilleri üzerindeki etkisini görmemek mümkün değil. Batı toplumlarında doğrudan ve açık iletişim ağırlık kazanırken; doğu toplumlarında dolaylı ve örtük iletişim göze çarpıyor (Hofstede, 2001; Hall, 1976).

Doğu sinemasında; aşkını itiraf edemeyen, aslında çok sevdiği halde sevmiyormuş gibi davranan karakterleri çok sık görüyoruz. Batı sinemasında ise her duygu çok net karşı tarafa aktarılabiliyor.
Çocukluğu doğu kültüründen etkilenen bireyler iş hayatına atıldıklarında iletişim kalıpları da dolaylı ve örtük yapıda oluyor. Bu yaklaşımın; sorun tespitinde ve kök soruna ulaşmada ek bir zaman maliyetine neden olduğunu düşünüyorum. İş hayatından örneklere bakalım:
| Müşteri ve satış sorumlusu arasında geçen bir konuşmada söylenemeyenler | |
| Söylenen (örtük ileti) | Gizlenen (gerçek ileti) |
| Fiyatlarınız çok yüksek! | Önceki siparişlerde yaşattığınız gecikmeler nedeniyle sizinle çalışmak istemiyoruz |
| Markanızı yeterince tanıtmıyorsunuz! | Bize vermiş olduğunuz bilgilerde tutarsızlık var. Hangi bilgiye güveneceğimizi bilemiyoruz. |
| Ürün hakkında biraz daha bilgi alabilir miyim? | Ürüne güvenmek istiyorum ama şu an ikna olmadım. Beni ikna edici bir açıklama bekliyorum. |
| Diğer markalarla da çalışmayı düşünüyorum. | Sunduğunuz değer beni tam olarak tatmin etmedi. Daha fazla ikna edilmek istiyorum. |
| Şimdilik bütçem buna uygun değil. | Fiyatı düşürmek veya daha uygun bir ödeme planı sunmak için esnekliğiniz var mı? |
Batı kültüründen bir satış sorumlusu, doğu kültüründe iş yapmak istediğinde zorlanacaktır. Her sözün ardında başka bir anlam olup olmadığını kontrol etmesi gerekecektir. Aksi durumda yanlış anlamalar; yeni sorunlara davetiye çıkaracaktır.
Batı toplumlarında, kök soruna ulaşmak için ilk akla gelen soruna “Neden?” sorusunu yöneltmek yeterli oluyor. Proje hazırlık aşamasında sıkça kullandığımız “sorun ağacı” tekniği de bu yaklaşımı benimsiyor. Bir örnek verelim:
- Yaşadığımız şehirde trafik kazaları çok fazla oluyor.
- Neden?
- Sürücü hataları çok fazla oluyor.
- Neden?
- Sürücü eğitimleri yetersiz.
- Neden?
- Sürücü kurslarına yönelik denetim yetersiz.
- ….
Bu şekilde kök soruna ulaştığımızda, sorunun büyümesi önleneceği gibi, doğru teşhisin hayat kurtarması örneğinde olduğu gibi yaşanan sorunlara doğru çözümler sunulmuş olacaktır.
Bir de doğu toplumundan kök sorun analizine örnek verelim:
- Fiyatlarınız yüksek (Aslında zamanında teslim etmediğiniz için sizinle çalışmak istemiyorum demek istiyor.)
- Neden?
- Çünkü öyle! Diğer firmalarda daha düşük fiyata ürün bulabiliyorum. (Aslında rakip ürünler; sizin ürününüz kadar kaliteli değil. Ama onlar geciktirmiyor, zamanında teslim ediyorlar.)
- …
Kök soruna ulaşamıyoruz. Çünkü ilk tespit ettiğimiz sorun gerçek değil!
“Kızım sana söylüyorum. Gelinim sen anla!” tarzıyla gerçekleşen iletişimde pek tabi iletinin asıl muhatabının anlamama hakkı mevcuttur 🙂 Anlasa da anlamamış gibi yapma hakkına sahip 🙂 O nedenle açık sözlülük; çok değerli bir verimlilik aracıdır aynı zamanda…
Not: Bu yazıyı yazarken özellikle iş hayatında iletişimin doğrudan yapılması gerektiğine ve kök sorun analizi öncesinde sorunun doğru tespit edilmesine vurgu yapmak istedim. İletişim ve proje hazırlığındaki sorun analizinin etkileşimine de kısaca değindim. İnanın söylemek isteyip de yazamadığım başka bir örtük ileti yok 🙂
Hall, E. T. (1976). Beyond Culture. Anchor Books.
Hofstede, G. (2001). Culture’s Consequences: Comparing Values, Behaviors, Institutions and Organizations Across Nations (2nd ed.). SAGE Publications.
Bu aralar üstüne çokça düşündüğüm bir çalışma olmuş.gerçekler acı !yüzleşmeye hazır olmayanlar bulundukları seviyelere göre yaptırıma çarptırmaktadırlar.gelde söyle şimdikaybedecek çok şeyin yoksa..çoook değerli hocam yüreğinize sağlık