Bisikletten Öğrendiklerim

Bisiklet kullanma becerisi, öğrenilmiş bilginin derinlerde korunduğunu ve sırası gelince kullanıma hazır olarak sunulabileceğini hatırlatır.

Yıllardır kullanmadığımız bir yeteneğimizi sunmakta tereddüt ettiğimizde; “Merak etme, bisiklete binmek gibi düşün, bir başlayınca gerisi gelir!” şeklinde örnek verilen bir beceridir.

Bisiklete binmek; iki tekerlek üzerinde denge sağlamayı gerektirir. Düşme riski yüksek olduğu için tereddütle yaklaşılan bir eylemdir. Riskli olsa da imkanı olan her bireyin bu deneyimi yaşamasını öneririm.

Bisikletten öğrendiklerimiz, belleğimizin derinliklerine kazınır ve hayatın birçok anında farkında olmasak da bize yardımcı olmaktadır.

İlk denemede yaşanabilecek olası bir denge kaybı düşme ile son bulabilir. Bu durum bize her işin ilk denemede mükemmel sonuçlanamayabileceğini hatırlatmaktadır. Düştükten sonra kalkma ve yeniden başlama ise korkularımıza esir olmamayı öğretir ve özgüvenimizi artırır.

Hayatta ilerlemek bir bisiklete binmek gibidir.
Fotoğraf: Bilakis (Pexels)

İlk bisikletimize kavuştuğumuz ana gidelim. Arkadaşlarımızın bisiklete binebildiklerini gördükçe cesaretlenmiş ve kendi başımıza binebilmeyi denemiştik. İki tekerlek üzerinde denge sağlamak kolay olmamıştı. Düşmüştük, dizlerimiz çizilmişti ama tekrar denemiştik.

Düştüğümüzde bisikletimizin çizilmesine üzülmüş ama binmekten de geri durmamıştık. Bir hedefimiz vardı ve bu hedefe götüren araçların da yıpranabileceğini öğrenmiştik böylece. “Düşersem, bisikletim çizilir, o nedenle binmeyeceğim!” deseydik; belki bisiklet ilk günkü gibi tertemiz kalırdı ama biz de bisiklete binmeyi öğrenememiş olurduk.

Bisiklet kullanmayı öğrenme deneyimi herkes için farklı şekillenebilmektedir. Kimi çocuklar tek başına bisiklete binmeyi deneyimlerken; kimi çocuklar da ailesinin ya da arkadaşlarının desteği ile öğrenirler.

Destekli öğrenme eğilimi toplulukçu ve korumacı kültürlerde daha yaygın görülmektedir. Destek tekerlekleri de ilk endişeleri azaltmada bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu tekerleklerle öncelikle bisiklet sürme tutkusunu keşfederler. Zamanla bu tekerlekleri sökerek kendi başlarına dengede kalma çabasına girmeleri; bireysel öğrenme aşamasında tercih edilen bir ara formül olarak kullanılabilmektedir.

Desteklerle yola çıkmak nispeten kolaydır. Ama o desteklerden kurtulup kendimize inanabilmek ve hedefe tek başına ulaşma cesaretini göstermek zor bir karardır. Sürekli desteğe bağlı kalmak ise gelişimi yavaşlatmaktadır. Bir noktada bu korku eşiğini atlamak gerekir.

Ailesinin desteğiyle ilk işini kuran ve finansal desteği bırakarak kendi işini yönetmeye karar veren bir girişimcinin durumunu; destek tekerleklerini bırakarak kontrolü elimize aldığımız ve bisikletin sağladığı rüzgarı yüzümüzde hissettiğimiz ana benzetirim.

Destek tekerleklerini çıkardığımızda ilk başta sağa sola yalpalarız. Biraz çaba sonrasında dengeyi sağlar ve bisikleti kontrol edebilmenin heyecanını ve artan özgüvenimizle ortaya çıkan mutluluğu yaşarız.

Başarma duygusunu çokça deneyimlemek istiyorsak; başarmak için çaba göstermek gerektiğini ve korkuları yenmemiz gerektiğini de unutmamalıyız. İki tekerlek üzerinde dengeyi sağladığımızda zaman kaybetmeden hedef büyütürüz. Diğer çocuklarla yarış yapma cesaretini bulduğumuzda; hedefe ilk ulaşma; bisikleti tek tekerlek üzerinde kullanma, hızla giderken elleri bırakma gibi yeni hedefler koyarak bisiklet tutkumuzu yeni heyecanlarla besleriz. “Rekabet” kavramını ve rekabetle birlikte geliştiğimizi, çocuk yaşlarımızda öğrenmeye başlarız.

Bisikletle türlü akrobatik hareketler yapan çocukları gördüğümüzde “Ben de yapabilirim” diye düşünmemiz; öğrenmenin kapısını aralamıştık. “Yapamazsam, düşersem!” şeklindeki korkularımızı yendiğimizde, diğer çocukları da gözlemleyerek yeni teknikler edinmiştik.

Yalnızca maaş geliri ile yeni bir iş kuran girişimcinin durumunu hayal edelim… İşletmesi başabaş noktasını aşana kadar maaşını işine yatırmaya devam edecektir. Bu durumu yokuş çıkarken bisikletimizi taşımamıza benzetirim…

Vites olmadığında az bir yokuşta bisikletten inmek ve hatta onu itmek, sürüş keyfini zahmete dönüştürmektedir. Yokuş sonunda yeniden bisiklete binme ve rüzgarı yüzümüzde hissetmenin arzusu katlanılır kılar onca zahmeti. Bu duyguları çocuk yaşta deneyimleyen bir girişimci; inandığı bir işe sermaye bağlamaktan geri durmayacaktır.  Biliriz ki, yokuştakinden çok daha fazla hıza ulaşılırız inişte.

Sabit bir hızın her durumda işe yaramadığını fark ettiğimizde çözüm arayışına gireriz. Maddi imkana kavuştuğumuzda vitesli bisikletlere geçiş yaparız. Vitesli bisiklet kullanırken vitesi ne zaman düşürüp ne zaman artıracağımızı yaşayarak öğreniriz. Her ne kadar gözlem yapmış olsak da yaşayarak öğrenmeyi tercih ederiz. Bir girişimci de işi ile ilgili nerede vites artıracağını ve nerede düşüreceğini çocuklukta edindiği bu tecrübelerin katkısıyla daha isabetli gerçekleştirebilecektir.

Vitesli bisiklet kullanmak görüldüğü kadar kolay değildir. Doğru zamanda vites değiştirilmezse zincir atabilir ve bisiklet işlevini yerine getiremez. Her şey vaktinde güzeldir. Doğru zamanda gerçekleştirilecek doğru hamlenin önemini de böylece öğrenmiş oluruz bisiklete binerken. Yüksek vitesle yokuş aşağı inmenin heyecanı bir başka olur. Bununla birlikte frenlerin sağlam olmasına da dikkat etmek gerekir. Aşırı hız tutkusuyla ilerlerken frenler tutmadığında kaza kaçınılmaz olmaktadır. Bu tür kazalarla düşe kalka öğreniriz sınırlarımızı ve nereye kadar risk alabileceğimizi.

Çocuk enerjisi bir başkadır. Hatırlayalım… Hava kararsa da evin yolunu bulamaz ve bisikletten inmek istemezdik. Bisiklette öğrendiğimiz tutkuyu çalışma hayatında da uygulamak başarıyı getirecektir.

İşe tutkuyla bağlı olmak güzeldir ancak iş ve özel hayat dengesini de kurmak gerekir. Bisiklette öğrendiğimiz denge sağlamayı ilerleyen yaşlarımızda hayatın her alanında başarabilmeliyiz.

Kim bilir daha nice dersler edindik bisiklete binerken, düşerken ve kalkıp yeniden başlarken. O yaşlarda edindiğimiz deneyimlerin sermayesini kullanıyoruz ileri yaşlarımızda… Bisiklet; dengeyi çağrıştırıyor bana, durursam dengemi kaybedeceğimi… Ne zaman hızlanıp ne zaman yavaşlayacağımı hatırlatıyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir