2. Bölüm
Fabrikada bunlar yaşanırken; yurtdışı pazarda beklenmedik bir talep düşüşü yaşanmıştır. Yıllardır fabrikayı ayakta tutan; fason üretim işinde sona gelinmiştir… Bu durumu beklemeyen ve alternatif çözümlere hazırlık yapmamış olan işletme yönetimi büyük bir şok yaşamaktadır. Bütün kurmaylar acil olarak toplantıya davet edilir. Yeni müşteriler bulamazlarsa işletmenin küçülmek zorunda kalacağı vurgulanır.
Jülide, bu yönde bir riske yönelik çalışma yapılmasını defalarca ilettiğini ve bu uyarılarının gereksiz bir endişe olarak görüldüğünü hatırlar… Gelinen noktada haklı çıkmıştır ancak “Ben demiştim!” demesinin de bir fayda üretmeyeceğini düşünerek sessiz kalmayı tercih eder. Yönetim, büyük bir müşterinin şemsiyesi altında rahat bir yol yürümeye alıştığı için yeni müşteri kazanma noktasında zayıf kalmıştır. Bu durumu yaşayarak öğrenen yönetim; yeni müşteriler kazanma arayışına girilmesi ve üretimin bu doğrultuda yeniden tasarlanması kararıyla toplantıyı sonlandırır.

İşletmeler, kriz anlarında karakterlerine göre karar almaktadırlar. Çok önceden belirlenmiş olması gereken alternatif senaryolar; kriz henüz büyümemişken devreye alınmamıştır. Risk yönetimi, sürekli iyileştirme, proje kültürünün yaygınlaştırılması, kalite odaklı derinleşme, yalın yönetim ve dijital dönüşüm konularına yönelik çalışmalar zaman israfı olarak görülmüştür. İşletme, büyük bir fason sipariş şemsiyesi altında rahat kazanmaya alışmış; rahat kazancın harcanması da çok hızlı olmuştur.
Nitelik odaklı yatırımlar yerine; keyfe dönük harcamalar bütçeden aslan payını almıştır. Artık keyifler kaçmış eğitim ve danışmanlıkların, geleceği planlamanın, stratejileri güncel tutmanın önemi anlaşılmıştır. Ancak eğitim ve danışmanlık alınsa dahi kısa sürede etkili sonuç getirmeyecektir. Yönetim, uzun soluklu düşünmeyi çok benimsemese de uzun vadeli yatırımları da arada oluyordur. Yuan’ın, sözleşmesi gereği yedi yıl daha katkı vermesi beklenmektedir.
İşletme, fason siparişlere alıştığı için piyasanın nabzını tutmayı bilmiyordur. Yeni duruma uyum sağlamaya çalışırken; yeni müşterilere kısa sürede ulaşılamayacağını anlamıştır. Akla ilk gelen çözüm; sabit maliyetleri azaltmaktır… Yönetim, yine karakterine uygun olarak öncelikle her ay düzenli maaş ödedikleri çalışanların bir bölümünün işten çıkarılmasını kararlaştırır. Üretime yönelik olmayan ve lüks sayılabilecek harcamalar öncelikle ele alınsa belki birkaç kişi işinden olmayacaktır. Hissedarlardan sermaye talep edilerek krizi atlatmak da bir seçenek olarak düşünülmemiştir. Belki düşünülmüş, ancak teklif etmeye cesaret edilememiş olabilir.
Küçülme kararı hissedarlara sunulur… Yönetimin hataları yerine; dış pazarlardaki ekonomik çalkantılar, yurtdışı müşterinin vefasızlığı gibi gerekçeler öne çıkarılır. Toplantıda, fabrikanın devri ve daha karlı başka alanlara yatırımlar da gündeme gelir. Hissedarlar, yönetimin daha ayrıntılı bir çalışma ile bir hafta sonra tekrar toplantı yapılmasını talep ederler…
Bütün hissedarları işletmede aynı anda görmeye alışmamış olan çalışanlar arasında meraklı sorular çığ gibi büyümektedir. Fabrikanın el değiştireceği hatta kapatılacağı söylentileri; molaların ana konusu olmuştur. Bu konuşmalar yayılırken Jülide, kendini Yuan kadar güvende hissetmemektedir. Yuan, sözleşmesi gereği, fabrika devredilse dahi çalışmaya devam edebilmektedir. Jülide’yi ise zor günler beklemektedir…
Yönetim, bir hafta sonra gerçekleşen hissedarlar toplantısında küçülmeye karar verir. Jülide de işten çıkarılanlar listesinde yer almıştır. Buna karşılık, kendisinden daha az verimli olduğu halde birim sorumluları ile samimi oldukları için işe devam edenler olmuştur. Ayrılanlar, kalan arkadaşları ilşe vedalaşırken; Yuan çalışmaya devam etmektedir.
Jülide fabrikadan ayrılırken kendisini Yuan ile kıyaslamaktan da geri duramaz… Yuan günde 8 saat çalışırken; Jülide 12 saat çalışmıştır. Eve gittiğinde dahi cep telefonuna gelen iş mesajları ve aramaları ile yeterince dinlenememiştir. Yuan ise tam bir prensip abidesidir. Mesai biter bitmez dinlenmeye çekilmiş ve onu kimse rahatsız etmemiştir…
İşletme, küçülme sürecinde Jülide gibi hızlı öğrenen ve işletmeyi omuzlarında taşıyan yetkin çalışanlarını birer birer kaybetmiştir. Aradan kısa bir süre geçer, Yuan’ın çalışmadığı gün sayısı hızla artmaya başlar. Yönetim, bu olumsuzlukların birden artmaya başlaması karşısında ne yapacağını düşünür. Hissedarların karşısına aynı sorunla tekrar çıkmaktan çekinirler. Bağımsız bir dış gözün değerlendirmesi kaçınılmaz olmuştur. Daha önce; “Bizim aklımız bize yeter!” diyerek geri çevirdikleri yetkin bir danışmanı işletmeye davet ederler…
Danışman; yönetime ayna tutar ve gelinen durum masaya yatırılır. Yönetim, değerlendirmesini yapar ve uzun bir “keşkeler listesi” ile yüzleşmek durumunda kalır… Bu “keşkeler” arasında Yuan ve Jülide kıyaslaması da vardır:
- “Keşke, Yuan ve benzerlerine gösterdiğimiz sevgimizi ve verdiğimiz değeri; Jülide ve arkadaşlarına da gösterseydik.”
Bu ayrım maalesef çok yaygın olarak karşımıza çıkıyor. Daha üzücü olanı; birçok işletme “keşkeler listesi” hazırlayacak aşamaya dahi gelememiş oluyor. Bu tavırlarını değiştirmedikleri için de zamanla rekabet sahnesinden inmek ve seyirci koltuğuna geçmek durumunda kalıyorlar…
Merak ediyoruz değil mi? Yönetim, neden Yuan’ı, Jülide’ye üstün tuttu? Bunun cevabını bulabilmemiz için yazıyı baştan bir daha okumamız iyi olacak… Ama bu defa “Yuan” gördüğümüz her kelimeyi “Makine” olarak okuyacağız….