Benim için ise tik işareti, özellikle öğrenen organizasyon hedefine ilerlemek isteyenlerle yaptığım görüşmelerde çok işe yarayan bir metafor. Nitelikli insan kaynağına yatırım ya da sistem kurulumunu önerdiğim hemen her durumda şu cümlelerle karşılaşıyorum:

Baklavayı kim sevmez? Hele de şerbeti kararında, çıtır yufkalıysa… İlk dilimi yerken mutluluğunuz katlanır. İkinci dilim de keyiflidir. Üçüncü dilimde “eh, fena değil” dersiniz. Ama dördüncüye geldiğinizde o keyif azalmaya başlar. Beşinciyi ise çoğu kişi istemez bile. İşte ekonomide “azalan marjinal fayda” denilen kavram tam da budur: Bir şeyden ne kadar çok tüketirseniz, her yeni birim size daha az haz verir.

Bir gün kızımın oyuncak gitarı bozulmuştu. Eskiden bozulan eşyalar tamir edilirdi, ama artık çoğu ya çöpe gidiyor ya da yenisi alınıyordu. Yine de şehrin merkezindeki bir iş hanının bodrum katında hâlâ elektronik tamiri yapan bir ustanın olduğunu duymuştum. Şansımı denemek istedim. Oyuncağı alıp küçük dükkâna gittim.