https://drfatihcatal.com/korkma/ yazısının devamı niteliğindedir.
***
Mehmet Bey’in iş dünyasındaki yolculuğu, pek çok girişimcinin yaşadığı korkularla örülüydü. Kendi işini kurmaya karar verdiğinde, en büyük endişesi başarısız olmaktı. Çevresindeki herkes ona dikkatli olması gerektiğini, risklerin büyük olduğunu söylüyordu. Ancak Mehmet Bey, iş dünyasının zorluklarına karşı cesur adımlar atmayı tercih etmişti.
Şirketini kurduktan sonra işler yolunda gitmeye başlamıştı. Ancak bir süre sonra büyüme sancıları başladı. Çalışanlar arasındaki iletişim sorunları, artan rekabet ve belirsizlikler Mehmet Bey’in uykularını kaçırıyordu. Özellikle, bazı çalışanların cesur kararlar almak yerine hata yapmaktan korktuklarını fark etti. İşletmenin içinde, kimsenin risk almak istemediği bir kültür oluşmaya başlamıştı.
Mehmet Bey, sorunun kaynağını araştırırken karşısına işini severek yapan bir Aydın Bey çıkmıştı. Mehmet Bey’e görünen sorunların altında yatan asıl problemin, şirket içinde oluşan korku kültürü olduğunu göstermişti. Mehmet Bey o dönem bu sorunları aşmak için önemli adımlar atmış ve işletmesi yeniden büyüme yolculuğunda hız kazanmıştı.
Mehmet Bey, artan talep karşısında yeni yatırımlara yönelmiş ve farklı bir şehirde bir fabrika daha kurmuştu. Bu fabrikanın sorumluluğu ve yönetimi ortağının kardeşi Halit Bey’deydi. Son zamanlarda fabrikanın rakamları can sıkıyordu. Fabrikanın raporlarını incelerken büyüme rakamlarındaki düşmenin istikrarlı seyrinden şüphelenmişti. Kendisine ayna olan ve işletmesine yakından bakmasına yardımcı olan danışmanını tekrar aradı. Kendisini Halit Bey ile tanıştırdı. Halit Bey bu karşılaşmadan pek memnun görünmüyordu. Denetleniyor olma hissi onu rahatsız etmiş olabilirdi. Ancak o da aylardır farklı teknikler denemiş ve bir türlü fabrikayı düze çıkarmayı başaramamıştı. Bir taraftan danışmanın gizli sorunu görmesini istiyor, bir taraftan da başarısız olması halinde kendi egosunu koruyacağını düşünüyordu.

Bu noktada Mehmet Bey’in, yıllar önce danışmanı Aydın Bey ile birlikte işletmede ortaya koydukları değişime rakamlar düzeyinde şahit olmuştu ama içeriğine fazla ilgi göstermemişti. Aydın Bey, teknik hatalar yanında bir öncekine benzer şekilde korku kültürünün oluştuğunu ortaya çıkarmıştı. Halit Bey’in sert mizacı ve yönetim tarzının da etkisiyle çalışanlar, patronlarının vereceği tepkilerden çekiniyor, hata yapmanın ceza getireceğine inanıyordu. Bu durum, yenilikçiliği ve gelişimi engelliyordu. Aydın Bey bu duruma artık alışmış olsa da patronların duymak istemediği bir durumdu. Patronlar genellikle her hastalığı strese bağlayan doktorlara verdikleri tepkiyi veriyorlardı: “Aydın Bey, siz de her şeyi korkuya bağlıyorsunuz.”
Aydın Bey, 2001 yılında iflas eden Enron işletmesinin hikayesinde çoğu insanın odaklanmadığı bir konuyu hatırlatmak istedi. 1985 yılında kurulan Enron, hızla enerji sektörünün devlerinden biri haline gelmişti. Ancak, şirket içindeki baskıcı yönetim anlayışı ve korku kültürü, çalışanların olumsuzlukları dile getirmesini engelledi. Üst yönetim, finansal tabloları manipüle ederek kârları yüksek gösteriyor, çalışanlar ise bu durumu fark etmelerine rağmen işlerini kaybetme korkusuyla sessiz kalıyordu.
Bu korku ortamı, hataların gizlenmesine ve şirketin gerçek finansal durumunun saklanmasına yol açtı. Sonuç olarak, 2001 yılında Enron iflas etti ve bu skandal, ABD tarihindeki en büyük yolsuzluk olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.
Aydın Bey her şeyi strese bağlayan doktor olarak görülmesine gülümseyerek devam etti: “Lise sınavlarına hazırlanırken 3 yanlışın, üniversite sınavlarına hazırlanırken de 4 yanlışın bir doğruyu götürdüğü bir sistemde yetişen çalışanlarımız hata yapmaktan korkma konusunda zaten hazırlar. Bir de üzerine iletişim sorunları eklenince korku kültürü işletmelerin çoğunda görülüyor maalesef.”
Halit Bey, işletmedeki korku kültürünün tek başına sorumlusu olmadığını düşününce biraz rahatlamıştı. Mehmet Bey’in de telkiniyle Aydın Bey ile çalışmaya karar verdi. Birlikte korku kültürünü ortadan kaldırmak için bilinçli adımlar attılar. Öncelikle, açık iletişim ortamı oluşturmak için düzenli toplantılar yapılmaya başlandı. Halit Bey, çalışanlarını hata yapmaktan korkmamaları konusunda teşvik etti ve hataların bir öğrenme fırsatı olduğunu vurguladı. Yönetim ekibinin de Aydın Bey’in bu konuda vereceği eğitimlere katılmasını sağladı. Aydın Bey, bu buluşmalara “eğitim” demek yerine “birlikte düşünme buluşmaları” demek istiyordu ama iş dünyası bu kavramı kabullenmeye henüz hazır değildi. Zamanla, çalışanlar daha özgüvenli hale geldiler. İşletme içinde daha fazla yenilikçi fikir konuşulmaya başlandı ve ekip, korku yerine güven kültürünü inşa etmeye başladı. Birkaç yıl içinde, Mehmet Bey’in fabrikası sadece finansal olarak değil, kültürel anlamda da güçlenmiş oldu. Çalışanların gözlerine bakıldığında özgüvenli bir haykırış duyuluyordu: “Korkmuyorum!“