Önceki yazılarımı okuyanlar artık bu tür çıkışlarıma şaşırmıyordur sanırım. Çok fazla bakılmayan yerlere bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Şimdi farklı bir açıdan bakalım.
Kategori: Kavramlar
Geri Dönüşüm, Sürdürülebilirlik gibi alanlardaki yazılar için
Bu yazıda dönüşümcü liderlikten, karizmatik liderlikten ya da yönetim literatüründeki diğer kavramlardan bahsetmeyeceğim. Sizleri akademik ayrıntılara boğmak gibi bir niyetim de yok.
Bunun yerine hemen hepimizin iş hayatında, hatta bazen özel yaşamında karşılaşabildiği bir yönetici profilini tanıtmak istiyorum.
Yüzyıllar boyunca insanlık düşünerek ilerledi. Sorguladı, deney yaptı, yanlışlarını düzeltti ve medeniyetler kurdu. Bugün ise yeni bir dönemin içindeyiz…
Teknoloji dediğimizde zihnimizde ilk ne canlanıyor? Büyük ihtimalle yapay zekâ, robotlar, yazılımlar, akıllı telefonlar, belki de uzay teknolojileri… Peki bir restorandaki QR menü? Self servis sipariş ekranı? Fren mesafesini kısaltan yeni nesil lastik bileşiği? Ya da bir montaj çalışanının işi daha kısa sürede yapmasını sağlayan yeni iş akışı? Bunlar teknoloji değil mi?
Seri üretimde ortaya çıkan gelişmeler sonucunda daha hızlı ve çok sayıda ürün kullanıcısıyla buluştu. Ölçek ekonomisinden yararlanma hedefi üretim sayılarını artırdı. Ancak bu artış, zaman içinde önemli bir zihinsel dönüşümü de beraberinde getirdi: “dayanıklılık” beklentisi “tasarım”a yerini bıraktı.
Günlük hayatta kurduğumuz cümlelerin yüzde kaçı soru cümlesi? Merakımızı, araştırma tutkumuzu kaybediyor muyuz? Sorduğumuz soruların içeriği neyle ilgili: magazinle, başkalarının hayatlarıyla mı; yoksa daha iyi bir gelecek, gelişim ve anlam arayışıyla mı?
Son yıllarda neredeyse hepimizin kulağına aynı tavsiye fısıldanıyor: “Konfor alanından çıkmalısın.”
Bu cümleyi duyanların çoğu nezaketen başını sallıyor: “Haklısın, çıkmalıyım.” Ama samimi olalım; kafamızdaki karışıklık pek de dağılmıyor.
Kerem, bitkin bir hâlde sırasını bekliyordu. Nihayet kapının yanındaki ekranda adını gördü. Son bir gayretle ayaklarını sürüyerek doktorun odasına kadar gitti. Oldukça yorgun görünüyordu. Doktor Bey, ona koltuğu işaret ederek,
“Ayakta kalma, otur lütfen,” dedi.
Yapay zekâ ile başlamayan bir yazı yazamaz olduk. Zekâ yapay olunca, onun ürettikleri de ister istemez “yapay” diye etiketleniyor. Peki, yapay ne anlama geliyor?
Öyle kapıldık ki değişimin rüzgârına, her şeyin değiştiğine inandık.
Oysa bazı şeyler binlerce yıldır yerinden bile oynamadı.