Bu yazıda dönüşümcü liderlikten, karizmatik liderlikten ya da yönetim literatüründeki diğer kavramlardan bahsetmeyeceğim. Sizleri akademik ayrıntılara boğmak gibi bir niyetim de yok.

Bunun yerine hemen hepimizin iş hayatında, hatta bazen özel yaşamında karşılaşabildiği bir yönetici profilini tanıtmak istiyorum.

“Fikrim Yok” yanıtlarının ortalama yerine yükselerek bir ‘gökdelen’ eğrisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu, çocuklarımızın karar alma konusunda zorlandığını, karar alma sorumluluğunu başkalarına bırakmayı tercih ettiğini gösteriyor. İnsanı özgürleştiren en önemli kazanımlardan biri olan karar alma hakkını başkalarına bırakmak, en nihayetinde bireylerin özgün kimliklerini ve yaşam kalitelerini zayıflatır.

Evet, ertelemenin zararlarını hepimiz duymuşuzdur. Ancak her erteleme zararlı değildir; bazı durumlarda “akıllıca erteleme” hayat kurtarıcı olabilir. Yüksek stres altında hızlıca verilmiş kararlar, geri dönülmesi zor hatalara neden olabilir. Böyle anlarda karar vermeyi bilinçli olarak ertelemek, duyguların yatışmasını ve daha sağlıklı değerlendirme yapılmasını sağlar.

Kültürümüzde zorluklar üst üste geldiğinde “imtihan” olarak yorumlamak genel bir anlayış olarak gözlenmektedir. Böyle durumlarda sergileyeceğimiz davranışlar da kişiliğimizi ve hayatımızın devamını şekillendirmektedir. Son yaşanan deprem felaketi ve ardından yaşanan hayatta kalma çabaları; toplumun büyük bir kısmı tarafından “imtihan” olarak ele alınmış olabilir. Burada asıl soru şu olmalı: Bu, kimin imtihanı?