Okuma süresi: 2 dk
Türkçe’ye Arapça’dan geçmiş “imtihan” kelimesi ve zamanla “sınav” anlamında kullanılması yaygınlaşmış. “Hayatımız Sınav” sözünü doğrularcasına bazen açık uçlu sorularla bazen de seçmeli sorularla yaşadık hayatımızı. Farklı seçenekler arasından en doğrusunu seçmeye çalıştık. Kimi zaman başarılı olduk, kimi zaman duruma razı geldik. Yanlış seçimlerde yıldığımız da oldu; umudun peşinde çaba gösterdiğimiz de.
“Seçmemeyi” seçemiyoruz. Mutlaka bir seçim yapıyoruz. Her seçim; aynı zamanda seçmediklerimizden bir vazgeçme durumu. Bazen almadığımız kararları “kaçan fırsatlar” hanesine yazıyoruz. Karar aşamasında çok da hazırlıklı olamadığımız bir gerçek. Eğitim almak ya da almamak; evlenmek ya da bekar kalmak; kariyer yapmak ya da aileyi merkeze almak…Hangi seçeneğin sonunda bizi nelerin beklediği birçok denklemin ortak çözüm kümesi bu hayatta. Bu bilinmezlikler içinde yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Bulmaya çalıştığımız yol; “doğru” yol mudur?…. Yolun eğrisi de olabilir mi? Hep mi doğru olmak zorunda? diye de sorabilirsiniz. Cevabını bilmiyorum; ben de yaşayarak öğreniyorum. Ancak, yaptığımız her seçimin geleceğimizi ve karakterimizi şekillendirdiğini düşünüyorum.

Her imtihan bir karar sürecidir ve bu kararlarımızın zorluklarını da üstlenmek durumunda kalırız. Her anı imtihan olan ve zorlu süreçlerden geçen bireyler olarak psikolojik dayanıklılığımızı güçlü tutmak zorundayız. Psikolojik dayanıklılık; zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade eder. Stres, travma, zorlu yaşam koşulları, değişim veya belirsizlik gibi olumsuz olaylarla karşılaştığımızda psikolojik dayanıklılığımız devreye girer. Zorlukları etkili bir şekilde yönetebilme, adaptasyon ve iyileşme sağlamamıza yardımcı olur.
Psikolojik dayanıklılığımızı; genetik, çevresel, sosyal ve kişisel faktörler etkileyebilmektedir. Çocukluk deneyimleri, aile desteği, sosyal destek ağı, öz-saygı, problem çözme becerileri, duygusal düzenleme yetenekleri ve olumlu düşünce kalıpları bu faktörler arasında sayılabilir. Stres yönetimi teknikleri, gevşeme egzersizleri, bilişsel yeniden yapılandırma ve duygusal zeka gibi becerilerimizi geliştirerek psikolojik dayanıklılığımızı artırabiliriz.
Kültürümüzde zorluklar üst üste geldiğinde “imtihan” olarak yorumlamak genel bir anlayış olarak gözlenmektedir. Böyle durumlarda sergileyeceğimiz davranışlar da kişiliğimizi ve hayatımızın devamını şekillendirmektedir. Son yaşanan deprem felaketi ve ardından yaşanan hayatta kalma çabaları; toplumun büyük bir kısmı tarafından “imtihan” olarak ele alınmış olabilir. Burada asıl soru şu olmalı: Bu, kimin imtihanı? Depremden etkilenenler için “imtihan” olarak görüldü çoğu zaman ve teselli cümleleri ardı ardına sıralandı. Oysa afet bölgesinde “gönüllü” olmak ya da olmamak; varlığımızın bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaşmak ya da paylaşmamak imtihan değil miydi? Başımıza bir sıkıntı geldiğinde “dost” larımız; “Bu dünya imtihan dünyası, sabret geçer.” minvalinde düşüncelerini iletirler. Acaba asıl imtihan; o sıkıntıları eliyle, diliyle veya iyi dilekleriyle çözmeye yardımcı olmak varken; sadece birkaç teselli cümlesi ile yetinmek olabilir mi?