Güveniyor musun?

Okuma Süresi: 3 dk.

Güvenmek çok güçlü bir duygudur. Güvendiğimizde bu dünyada tek kullanımlık olarak bize verilmiş olan canımızı dahi tereddütsüz verebilmekteyiz. Yaşamın her alanında aldığımız kararların belki de birincil unsuru güvenilir olmasıdır. Küçükten büyüğe çoğu tercihimizde daha çok güven veren seçeneklerde karar kılarız. Ne yazık ki; son zamanlarda güvensizliğin arttığını ve yaygınlaştığını da gözlemliyoruz. 

Fotoğraf: Boys in Bristol Photography (pexels)

Neden güvensizlik hissediyoruz? 

Olumsuz sonuçlanmış deneyimler, aldatılmış olma, yalan söylenme, yanlış anlaşılmış olma, güvensiz bir ortamda büyüme, hayal kırıklığına uğratılma, korku, önyargılar, zayıf iletişim becerileri, düşük özsaygı, özgüven eksikliği, kaygı, stres, depresyon gibi faktörler güvensizliğimizi artırıyor. 

Bebekle müjdelenen aileler zaman kaybetmeden “iyi” bir doktor arayışına giriyorlar. En yakın hastanedeki doktora giderek doğum sürecini takip etmesini kaç kişi talep ediyor olabilir? Bütün doktorlara canlarımız emanet değil mi? Tıp fakültelerinden mezun olan her doktora güvenmemiz gerekmez miydi? 

Okul çağına geldiğimizde en yakın okulda eğitime başlamak varken neden çocuklarımızı başka mahallelerdeki okullara, hem de adres taşıyarak kaydediyoruz. Mahallemizde yer alan okuldaki öğretmenlere neden güvenemiyoruz? Neden okulda verilen eğitime ve işlenen kitaplara güvenmek yerine etüd merkezlerine ve ek yayınlara ihtiyaç duyuyoruz?

Çalışma çağına geldiğimizde “Güven” duygusunun ağırlığını daha çok hissetmeye başlıyoruz. Henüz staj aşamasında, işveren kurumların diplomalarımıza yeterince güvenmediğini fark ediyoruz. Eğer hatırlı bir tanıdık referans olursa bir ihtimal stajyer olabiliyoruz. Bu “hatır” aracılığı da sisteme güvensizliği artırıyor. Neden diplomalar ve sertifikalara güvenmiyoruz artık? Çalışan adaylarının beyanlarına da güvenmiyoruz. Kişilik testleri ile açıkça belirtmediklerini düşündüğümüz özelliklerini anlamaya çalışıyoruz. Sözü “senet” yerine geçen kaç kişi kaldı hayatımızda?

İşletmelerin güvenebildiği çalışan sayısı da her geçen gün azalıyor. Çalışanların, işletmede uzun süre kalmayacaklarını düşünerek gelişimlerine yönelik yatırım yapmadıklarını gözlemliyoruz. “Ben yetiştireceğim, başka işletmeler faydalanacak.” endişesi yaygınlaştığında toplum düzeyinde gelişmemize ket vurmuyor muyuz? Çalışanlar ise “İşletmem bana yatırım yapmıyor; burada geleceğimi göremiyorum.” düşüncesi ile sürekli iş arayışı içinde çalışmaya devam ediyor. Karşılıklı bu güvensizlik ortamı; ortak hedefe birlikte koşmayı engellemiyor mu? Güvenin sağlanmadığı ortamlarda ve kültürlerde, hangi güdüleme yöntemleri işe yarar ki?

“Güven, kontrole mani değildir” sözünün denetim alanında anlamı büyük elbette. Ancak her hususta olduğu gibi aşırıya kaçıldığında; kontrollerden; kontrol edilen işi yapmaya yeterli zaman kalmıyor. Teşvik sistemlerinde de benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Avrupa Birliği destekleriyle ilgili gerçekleştirilen bir tecrübe paylaşımı toplantısında Macar uzman yalnızca 3-5 beyan belgesiyle teşvik verdiklerini belirtmişti. Noter onaylı belgelerin, sayfalar dolusu başvuru dosyalarının talep edilmesi; başvuru beyanlarına yönelik güvensizliği de göstermiyor mu? Güvensizliğin bu ölçüde artması ve çözüm olarak kontrol araçlarına ağırlık verilmesi; bürokrasiyi ve hantal sistemleri doğurmuyor mu?

Ülkelere, şirketlere güven arttığında; yatırım çekme becerileri de artıyor. Ülkeler, şirketler “güveni” doğru kullanabilmek için derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarını önemle takip ediyorlar. “Madem ki, benim beyanlarıma güvenmiyorsun işte derelendirme kuruluşları!” düşüncesiyle kendilerini denetletiyorlar. Ne yazık ki; basına yansıyan beyanlardan derecelendirme kuruluşlarına da güvenin azaldığını gözlemliyoruz.

“Güven” duygusunun bireyden topluluklara, bir “an” dan yıllara kadar etkisi düşünüldüğünde; sürekli ana gündem olması gerekmez mi? Kazanılması çok zorlu çabalar ve zaman gerektiren bu duygunun kaybedilmesinin ise bir “an” da olabileceğini unutuyor muyuz? Kazanılması zor olan birçok kazanım gibi güven duygusu da çok değerlidir.  

Güveniyor musun? 

Ailene, doktoruna, öğretmenlerine, komşularına, arkadaşlarına, mahallenin sokaklarına, işyerine, ülkene ve gençlerine…

Daha da önemlisi…

Güveniyor musun? 

Kendine…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir