Asgari Ücret Artışının Etkileri

Okuma Süresi: 3 dk

Asgari ücret düzenlemesi; çalışanların belirli bir düzeyin üzerinde emek geliri elde etmesini amaçlamaktadır. Çalışanlar açısından olumlu karşılanmakla birlikte genellikle belirlenen miktar “yetersiz” bulunmaktadır. Asgari ücret konusunu ele alırken “decent work” olarak uluslararası çalışmalarda gündeme gelen “insana yakışır iş” kavramını birlikte ele almakta fayda görüyorum.  

Kavram, ilk kez ILO Genel Müdür’ü Juan Somavia tarafından hazırlanan ve 1999 yılında 87. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda sunulan raporda gündeme gelmiş ve temel hedef olarak dünyaya duyurulmuş. İnsan onuruna yakışır iş; işçi sağlığı ve güvenliği koşullarına uygun, sosyal güvenlik imkânları ile sendika aracılığıyla temsil edilebilme olanaklarına sahip, zorla çalıştırma ve çocuk işçiliğinin olmadığı, yaptığı iş karşılığında hak ettiği ücreti alabilen, kısaca çalışmaya ilişkin temel hak ve ilkelerin üç taraflı uzlaşma hükümet, işçi ve işveren- içinde gerçekleştirilmesi olarak ifade edilmiştir (Palaz, 2005). 

Fotoğraf: Kateryna Babaieva (Pexels)

Asgari ücret düzenlemelerinin yapıldığı dönemlerde, çalışanlar ve işverenler tarafında farklı beklentiler oluşmaktadır. Beklentilerin karşılanma durumuna göre de farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir:

1- Özellikle sermaye yapısı çok güçlü olmayan işletmeler; asgari ücret düzenlemesi kaynaklı maliyetlerin artışını dengelemek amacıyla çalışan sayısını azaltma kararı verebilmektedir. Bu durumun işveren, çalışan ve sektör açısından farklı sonuçları ortaya çıkabilmektedir:

Bazı işverenler; artan maliyeti dengelemek için asgari ücret üstünde maaş alan çalışanların artış oranını düşürme yönünde karar verebilmektedirler. Bu durumda iş-maaş dengesi bozulmakta ve daralan makas nedeniyle görece yüksek maaş alan grupta yer alan çalışanlar yeni iş arayışına girebilmektedirler. 

İşletme maliyet tablosunda çalışan giderleri yüksek bir pay aldığında ise işletmeler “küçülme” kararı alabilmektedirler. Bu durumda gözden çıkarabilecekleri çalışanlardan başlamak üzere işten çıkarmalar başlamaktadır. Bu durum işsizliği artırmakta ve sosyal denge bozulmaktadır. 

2- Ürün fiyatını belirleme gücüne sahip işletmeler küçülmeye gitmek yerine asgari ücret artışından kaynaklanan bu ek maliyet yükünü fiyatlarına yansıtabilmektedirler. Böylece müşteriler satın aldıkları her ürünle işsizliğin artmasına engel olabilecek toplumsal bir destek sağlamış olmaktadırlar. Bu uygulamanın genele yaygınlığı oranında ise enflasyon artışı görülebilmektedir. 

Piyasa fiyatına etki edemeyen işletmeler ise asgari ücret artışını fiyatlarına yansıtamazlar. Satış gelirlerini artıramadıklarında ise zarar etmeye başlarlar. Pamuk ipliği nispetinde finansal güce sahip bu tür işletmelerin ise kapandığına şahit olmaktayız. Şirket kapanmaları da işsizliği artırmaktadır. 

3-İhracat yapan işletmeler, döviz kuru artışı olduğu dönemde görece maliyeti dengeleyebilmektedirler. Bununla birlikte dış pazarlardaki yüksek rekabet ortamı maliyetlerine gelen bu artışı fiyatlarına yansıtmaya çok fazla olanak tanımamaktadır. Bu durum; kârı düşürmekte, zarara yol açabilmektedir. Finansal gücün zayıflaması ile birlikte hedef pazarlarda tutundurma faaliyetleri zayıflamakta ve ihracatta düşüş görülebilmektedir. 

4- Asgari ücretin artırılmasının sosyal dengenin korunması temel hedefi yanında ek olumlu sonuçları da olabilmektedir. Tüketim eğilimi gelirle her zaman doğru orantılı ilerlememektedir. Hanehalkı geliri arttıkça tasarruf eğilimi de artmaktadır. Asgari ücretliler, tüketim eğilimi en yüksek kesimde yer almaktadır. Asgari ücretin artması ile birlikte çalışanlar erteledikleri alımları da gerçekleştirecekleri için tüketim harcamaları ve tüketim mallarına yönelik talep artacaktır. Talep arttığında ilk aşamada ortaya çıkan maliyet nedenli üretim düşüşü telafi edebilmektedir. Diğer taraftan arz talep dengesizliği fiyat artışına yol açmaktadır. 

5- Asgari ücretlilerin ilgi gösterdiği tüketim mallarına yönelik talep artışı, o ürün gruplarında üretimin artmasını teşvik edebilmektedir. Ürünlerine yönelik artan talep işletmelerin yatırım kararlarını öne çekmeye yol açabilmektedir. Bunun sonucunda bu ürün gruplarında büyüme ivme kazanabilmektedir. Büyüme, belirli bir seviyeden sonra ek istihdam ihtiyacı doğurabilmekte ve bu sektörlerde istihdam dengesi yeniden kurulabilmektedir. 

6- Tüketim harcamalarından alınan vergi tahsilatında asgari ücretlilerin tüketim eğilimi kaynaklı artış görülebilmektedir. Bu ek kamu kaynağı asgari ücret artışının finansmanında veya işsizlik fonunun desteklenmesinde kullanılabilmektedir. 

Asgari ücret artışı öncelikle mali yük getirmesi dolayısıyla olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Tüketim eğilimi ve talep artışı sonrasında yaşanan ekonomik tepkilerle de toplumsal ve ekonomik faydalar üretebilmektedir. Bu durum asgari ücret geliri elde eden kesimin ekonomideki etki alanıyla doğrudan ilgilidir. Bu kesimin toplam ücret geliri elde edenler arasında aldığı pay ise gelişmişlik göstergeleri arasında yer almak olup; gelişmiş ekonomilerde asgari ücret geliri elde edenlerin oranı düşük seyretmektedir. 

Kaynakça: Palaz, S. (2005). Düzgün İş (decent Work) Kavramı ve Ölçümü: Türkiye ve Oecd Ülkelerinin Bir Karşılaştırması. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, 480-505.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir