İşim gereği her gün yaklaşık 100 km araba kullanıyorum. İşe gidiş ve dönüş saatlerinde araç yoğunluğunun yüksek olması nedeniyle kaza riski de artıyor. Yola atlayan hayvanlar, yolun ortasında duran cisimler, hava koşulları vb birçok etken kazaya yol açabiliyor. Bu yıl iki defa yola atlayan köpeklere çarpmaktan son anda kurtulduk. Yollar risklerle dolu ancak yolculuk devam etmeli…
Bu yazımda, trafikte can ve mal güvenliğinden bahsetmeyeceğim. Bu risklerle dolu sürüş deneyimlerim sırasında yönetim alanı ile ilgili aklıma düşenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birçok büyük işletmede, şirketin geleceğine yön veren yöneticilere “direktör” unvanları verilmektedir. “Direktör” kelimesinin dilimize batıdan ithal edildiğini ve anlamının “yönlendirici” olduğunu biliyoruz. Bu nedenle yönetimi, direksiyonu kontrol eden sürücüye benzetmek hatalı olmayacaktır.
Yönetim; hedef konuma kimlerle, nasıl, hangi yollardan, hangi hızla, ne kadar sürede ve nerelerde mola vererek gideceğini belirler. Bazı sürücülerin arabayı ne zaman çalıştıracağını, yola ne zaman çıkacağını, nerede mola vereceğini bilemeyiz. Yolcular “Bindik bir alamete…” ritmini kulaklarında hissederek araç içinde beklerler. Araba nereye giderse onlar da oraya giderler.
Bir zamanlar iki ilçe arasında gerçekleştireceğim ulaşım için tek seçeneğim ilçe dolmuşu idi. Sabah erkenden dolmuşların kalkış noktasına gittim. Boş bir koltuğa oturdum. Aradan 10 dakika geçti hala birkaç boş koltuk vardı. Geç kalma endişesiyle “Kaptan, ne zaman hareket ederiz?” diye sordum. Aldığım cevap çok netti: “Dolunca”.
Bazı yönetimler, şirketlerini dolmuş; çalışanlarını da yolcu olarak görebiliyor. Yönetim ne zaman, nasıl hareket ederse; çalışanlarının da koşulsuz itaat etmelerini bekliyorlar. Bazı yönetimler tatil için yola çıkan arabanın sürücüsüne benziyorlar. Tatile çıkmadan önce aile meclisi nereye gideceklerine, ne kadar bütçe kullanacaklarına, nerelerde mola vereceklerine dahi karar veriyor. Yola çıkıldığında ise sürücünün yanında oturan aile büyüğü yeri geldiğinde uyarılarda bulunarak sürücünün dikkatinin dağılmasına engel oluyor.
Sürücüler; arabaya binmeden önce gidecekleri mesafeye göre sürüş süresini yaklaşık olarak tahmin ederler. Bazıları her bir kilometrede aynı hızı yakalayabileceklerini dahi düşünür. Oysa, bir dönemece yaklaşıldığında; savrulup yoldan çıkmamak için yavaşlamak gerekir. Yolun otobanlara denk gelen kısımlarında ise belirli bir hızın altına düşmek tehlike oluşturabilir. Böyle zamanlarda da gaza basmak gerekmektedir.
Çocukken elimize bir çember alır, peş peşe takılır ve “arabacılık” oynardık. Direksiyon olarak hayal ettiğimiz çemberleri çevirirken 360 derece dahi yetmezdi. Oysa büyüyünce öğrendik ki; standart bir arabanın tekeri sağa ya da sola en fazla 45 derece dönebiliyordu. Tekerlerin bu şekilde 90 derece dahi dönmemesi, arabanın dönerken yavaşlamasını gerektiriyor.
Yönetimlere araba alegorisinden önemli dersler çıkıyor. Şirketlerinin direksiyonunu tuttukları için olması gerekenden daha hızlı ve ters yöne manevra yaptıklarında; arabadaki yolcularının sarsılmasına yol açabilirler. Dahası araç yoldan çıkabilir ve telafisi mümkün olmayan kazalar meydana gelebilir.
Direksiyona geçen yönetimlerin hedefe zamanında ulaşabilmeleri için planlı ve dikkatli yol almaları gerekmektedir. Rekabet ve iş dünyasındaki hızlı değişim sürüşü oldukça zorlaştırmaktadır. Düz yolda ilerlerken bazen sektörel dar boğazlar gibi virajlar karşımıza çıkabilir. Böyle durumlarda yavaşlamak; yolda kalmamızı sağlayabilir. Bazen de sermaye yetersizliğine talep yetersizliği de eklenince kısa bir soluklanmak için arabayı durdurmak ve kısa molalar vermek gerekebilir. Bu molalarda, eğitim ve danışmanlık sırasında alınan notlar gözden geçirilebilir. Yüzlere soğuk su çarpılır, belki bir fincan kahve yudumlanır… Yolcular ihtiyaçlarını giderir ve yolculuk kaldığı yerden, tazelenmiş olarak devam eder.
Sürücüler yalnızca kendi canlarından değil; aynı zamanda yolcuların can güvenliğinden de sorumludurlar. Yönetimler de; çalışanlarının ve bakmakla yükümlü oldukları ailelerin sorumluluğunu taşırlar. Başarılı yönetimler; becerilerini sürekli kontrol eder ve yetkinliklerini geliştirmek için gayret sarf ederler. Gaza basmak heyecan verse de fren pedalı da öylesine bir aksesuar değildir. Yönetim becerisi; gaz ve fren pedalı başta olmak üzere sürüş donanımlarının doğru şekilde kullanılmasında ortaya çıkar.
Araba Alegorisi yazısını tekrar okumak isterseniz https://drfatihcatal.com/araba-alegorisi/