Konfor Alanımdan Çıkmak İstemiyorum!

Son yıllarda neredeyse hepimizin kulağına aynı tavsiye fısıldanıyor: “Konfor alanından çıkmalısın.”

Bu cümleyi duyanların çoğu nezaketen başını sallıyor: “Haklısın, çıkmalıyım.” Ama samimi olalım; kafamızdaki karışıklık pek de dağılmıyor.

Konfor alanı
Dr. Fatih Çatal

Çünkü iç sesimiz başka sorular soruyor: “İyi kötü bir düzen kurmuşum. Şimdi neden yeni bir maceraya atılayım?” “Hani sevdiğimiz işi yapacaktık?” “Tam da işimle uyumu yakalamışken, işimi severek yapıyorken, neden yeniden zorlanayım?”

Bu soruların peşimizi bırakmamasının nedeni, çoğu zaman tavsiyenin kendisi değil, kavramın bağlamıdır.

“Konfor alanından çık” söylemi ilk kimden çıktı? Kimler için söylendi? Gerçekten herkes için mi geçerli?

Daha da önemlisi: Ben hedef kitle miyim? Benim bir konforum var mı? Konfor, gerçekten çıkılması gereken bir şey mi?

Bu sorular sorulmadan verilen her tavsiye, iyi niyetli olsa bile zihinsel bir yük üretir.

Yıllardır tüketici kimliğimiz üzerinden bize aynı şey söylendi: “Konforu hak ediyorsun.”

İşletmeler, markalar, ürünler ve hizmetler bize hep konfor vaat etti. Kolaylık, hız, zahmetsizlik, rahatlık…

Bilinçaltımız —ki davranışlarımızın yaklaşık %95’inden sorumludur— “konfor” kelimesini duyduğu anda ödül mekanizmalarını devreye soktu. Serotonin yükseldi, direnç azaldı, alışkanlıklar kökleşti.

Şimdi ise birileri çıkıp aynı kelimeyi hedef alıyor ve diyor ki: “Çık oradan!”

Bu noktada zihin doğal olarak itiraz ediyor. Çünkü dün ödül olan şey, bugün sorun gibi sunuluyor.

Bilimde ve psikolojide kavramlar son derece önemlidir. Bir kavramın ne olduğu kadar, hangi bağlamda kullanıldığı da belirleyicidir.

“Konfor alanı” kavramı çoğu zaman yanlış bağlamda kullanılıyor. Sorun konforun kendisi değildir.

Sorun; öğrenmenin durduğu, merakın söndüğü, gelişimin askıya alındığı, otomatik pilotta yaşanan bir atalet hâlidir.

Eğer bulunduğunuz yerde öğreniyorsanız, üretmeye devam ediyorsanız, kendinizi canlı hissediyorsanız, yaptığınız işle anlam kurabiliyorsanız…

Orası bir “tehlike alanı” değildir. Orası sürdürülebilir bir dengedir.

Çıkılması gereken yer konfor alanı değil, hareketsizliktir. Düşünsel donukluktur. Gelişimin ertelendiği atalettir.

Bu ayrım yapılmadan söylenen her “Konfor alanından çık!” cümlesi, insanı motive etmek yerine suçluluk duygusu üretir.

Asıl tavsiye şu olmalıdır: Ataletten çık!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir