Tik işaretini hepimiz biliyoruz. Onay, doğru, tamam, başarı… Hep aynı anlamı taşır gibi görünür. Ama aslında bu küçük sembol bize çok daha derin bir hikâye anlatıyor.
Bende uyandırdığı anlamı paylaşmadan önce tik işaretinin (✓) tarihsel kökenine kısaca değinmek isterim. Bazı kaynaklara göre Eski Yunanca’da “doğru” anlamına gelen “ν” (nu harfi) yazısından türemiştir. Başka bir görüş ise Roma döneminde “veritas” (doğru, gerçek) kelimesinin baş harfi olan V’nin zamanla bu işarete dönüştüğünü öne sürer.

Benim için ise tik işareti, özellikle öğrenen organizasyon hedefine ilerlemek isteyenlerle yaptığım görüşmelerde çok işe yarayan bir metafor. Nitelikli insan kaynağına yatırım ya da sistem kurulumunu önerdiğim hemen her durumda şu cümlelerle karşılaşıyorum:
- “O kadar zamanımız yok!”
- “Oraya ayıracak bütçemiz yok!”
- “Eğitime ayıracağımız zamanda üretim adetleri düşer!”
İşte o an, çevremde bulduğum bir kâğıda ya da yazı tahtasına hemen bir tik işareti (✓) çizerim ve derim ki:
“Endişe etmeyin, sonuç bu olacak.”
Şimdi o açıklamamı burada da yapmak istiyorum:
Bir grafik gibi düşündüğümüzde, tik işaretinin en dip noktası bize şunu söylüyor:
“Her gelişim bir inişle başlar.”
Bir üretim işletmesini hayal edin. Daha verimli çalışmak, daha modern bir sisteme geçmek istiyoruz. Bunun için eğitimlere katılıyoruz, yeni makineler alıyoruz, farklı yöntemler deniyoruz. Ve ne oluyor? İlk başta üretim adetleri düşüyor. Çünkü insanlar öğreniyor, alışıyor, sistem kendini oturtmaya çalışıyor.
İşte bu dönem, tik işaretinin aşağıya doğru giden kısmı. Görünüşte kayıp gibi duran bu süreç aslında bir hazırlık. Çünkü tik işaretinin dibi, dönüşümün başladığı noktadır.
Sonra yukarı çıkış başlar. Eğitimlerden kazanılan bilgiler, yeni alışkanlıklar ve oturan sistemler devreye girdikçe üretim tekrar artar. Hem de eskisinden daha yüksek bir seviyeye çıkar. İlk başladığımız düzeyi geçeriz ve büyüme, tik işaretinin yukarı kıvrılan çizgisi gibi devam eder.
Bu sadece üretimle sınırlı değildir:
- Dijital dönüşümde de aynı şey yaşanır. Yeni yazılımlar devreye girerken işler ilk başta yavaşlar. Bir taraftan mevcut sisteme veri girilirken, diğer taraftan yeni sistem beslenir. Ama sistem oturduğunda hız ve verimlilik artar.
- Yeniden yapılanma süreçlerinde görevler değiştikçe kısa süreli bir belirsizlik yaşanır. Ancak ekip zamanla uyum sağlar ve daha güçlü bir yapı ortaya çıkar.
- Kişisel gelişimde bile durum aynıdır. Spor yapmaya başlarız, kaslarımız ağrır. Yeni bir dil öğrenmeye girişiriz, kafamız karışır. Ama sabrettikçe o dip noktanın ötesine geçeriz.
Kısacası tik işareti bize sadece “onaylıyorum” demiyor. Aynı zamanda şunu da fısıldıyor:
“Düşüşten korkma. Çünkü o düşüş, seni daha yükseğe taşıyacak sürecin başlangıcıdır.”
Bugün iş hayatında, kişisel gelişimde ya da bir topluluk olarak yeni bir dönüşüme adım attığımızda tik işaretini hatırlamakta fayda var. Çünkü o küçücük işaret, aslında büyümenin yol haritasını çiziyor.