Bu yazının başlığını özellikle seçtim. Yıllar önce gençlik dizilerinden birinde sıkça dile getirilen “Kurallar çiğnenmek içindir!” anlayışının bugün bizi getirdiği noktayı hepimiz görüyoruz. O dönem kuralların varlık nedenini iyi anlatamamış olmalıyız ki bugün kurallara karşı vurdumduymazlık sınır tanımıyor.
Etiket: sistem yaklaşımı
Kontrol elbette kötü değildir. Kaliteyi korumak, riskleri azaltmak, standartları yükseltmek ve süreçlerin doğru işlemesini sağlamak için kontrol mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Kontrol güvene mani değildir. Hatta doğru tasarlanmış kontrol mekanizmaları güveni destekleyebilir. Sorun, kontrolün bir yönetim aracından çıkıp yönetimin kendisi hâline gelmesidir.
Teknoloji dediğimizde zihnimizde ilk ne canlanıyor? Büyük ihtimalle yapay zekâ, robotlar, yazılımlar, akıllı telefonlar, belki de uzay teknolojileri… Peki bir restorandaki QR menü? Self servis sipariş ekranı? Fren mesafesini kısaltan yeni nesil lastik bileşiği? Ya da bir montaj çalışanının işi daha kısa sürede yapmasını sağlayan yeni iş akışı? Bunlar teknoloji değil mi?
Bir işletmede görevler tiyatrodaki roller gibi net olsa… Herkes görevini sahneye çıkacakmış gibi ciddiyetle yürütse…
Toplantı odasında beyaz tahtanın karşısında hararetli bir tartışma yaşanıyordu.
• Öğrenen organizasyon nedir, neden bu kadar önemli?• Öğrenmenin önündeki görünmeyen engeller neler?• Öğrenme engellerini nasıl aşabiliriz?• Zihinsel modeller bizi nasıl yanıltıyor?• Neden her kurum öğrenen organizasyon olmalı?• Bu dönüşüm için nasıl bir kurum kültürü gerekir?• Nereden başlamalı, ilk adım ne olmalı?
🔹İşletme kültürü çalışanlar ve kurum için neden kritik?🔹Güven ve sorumluluk bilinci nasıl güçlenir?🔹Saygı, adalet ve açık iletişim nasıl korunur?🔹Sürekli öğrenme ve gelişim kültürü nasıl teşvik edilir?🔹Takım ruhu ve sinerji ortak hedeflere ulaşmada nasıl rol oynar?
Hepimiz iş hayatında zaman zaman “Bu işi biraz daha bana göre hale getirebilsem çok daha mutlu olurdum.” hissine kapılmışızdır. Çalışan mutsuzluğunun arttığı bir dönemde doktora çalışmama tez konusu arıyordum ve karşıma Job Crafting kavramı çıkmıştı.
Trafikte gece yolculuğu yapanlar iyi bilir: Uzun farlar açık kaldığında karşıdan gelen sürücü rahatsız olur ve sizi uyarır. Siz kısalara dönmezseniz, o da uzunları yakar.
Yol kıvrılmaya, ağaçlar yerini boz yamaçlara bırakmaya başladığında dilime bir Neşet Ertaş türküsü dolandı. “Bozkırın Tezenesi” denince, bozkır manzarasıyla kurduğum bağ sanırım bu çağrışımı yaptı. Mırıldanıyordum: “Doyulur mu? Doyulur mu?…”