Terzilik, Sil Baştan

Bir an için 250-300 yıl öncesine gidelim.

Yeni bir ayakkabıya ihtiyacınız var.

Mahallenizdeki ayakkabıcının dükkânına giriyorsunuz. Ayağınızın ölçüsü alınıyor. Nasıl bir ayakkabı istediğiniz soruluyor. Derisi nasıl olsun, tabanı nasıl olsun, günlük mü kullanacaksınız, yoksa bir düğünde mi giyeceksiniz?

Sonra birkaç hafta bekliyorsunuz ve ayağınıza tam oturan bir ayakkabınız oluyor.

Aynı şey terzi için de geçerli. Kumaşı seçiyorsunuz, modeli anlatıyorsunuz, ölçünüz alınıyor ve tamamen size ait bir ceket ya da gömlek dikiliyor.

Terzilik, Sil Baştan – Dr. Fatih Çatal

O günün dünyasında “kişiye özel üretim” bir lüks değildi. Hayatın kendisiydi.

Sonra Sanayi Devrimi geldi. Standartlaşma başladı. Bir işi tek kişinin yapması yerine işler onlarca küçük parçaya ayrıldı. Uzmanlaşma arttı. Seri üretim hızlandı. Hepimiz mağazalara gidip hazır bedenler arasından seçim yapmaya alıştık.

Artık ayakkabıcı ayağımızı ölçmüyor. Terzi bizi beklemiyor. Biz de yıllarca buna alıştık.

Şimdi ise ilginç bir döneme giriyoruz.

Yapay zekâ, yazılım teknolojileri ve dijital dönüşüm bizi yeniden kişiye özel çözümlere götürüyor.

Bugün nereye baksanız aynı cümleleri görüyorsunuz: “Size özel çözümler.” “İşletmenize özel yazılım.” “Tam ihtiyaçlarınıza göre.” “Kişiselleştirilmiş deneyim.”

Sanki dünya yeniden terzi usulü çalışmaya dönüyor. Ama burada gözden kaçan önemli bir problem var: Terziler geri döndü. Müşteriler ölçü vermeyi unuttu.

Son yıllarda özellikle yazılım projelerinde bunu çok sık görüyorum. İşletme sahibi ile yazılım firması arasında aşağıdakine benzer bir diyalog gelişiyor:

“Bir yazılım istiyorum.”

Peki nasıl bir yazılım?

“…”

Hangi süreçleri yönetecek?

“…”

Hangi ekranlar olacak?

“…”

Yetkilendirme nasıl olacak?

“…”

Raporlar nasıl görünsün?

“…”

Yapay zekâ desteklesin mi?

“…”

Sorular çoğaldıkça cevaplar azalıyor. Çünkü artık problem teknoloji değil. Problem, insanların ne istediğini tarif edememesi.

Aslında bu durum yalnızca yazılım projelerine özgü de değil. Bir danışmandan rapor isterken, bir tasarımcıdan kurumsal kimlik çalışması beklerken, bir yapay zekâ aracından analiz veya içerik üretmesini isterken de aynı sorunla karşılaşıyoruz.

Eskiden seçenek azdı. Birkaç model ayakkabı vardı. Birkaç model ceket vardı. Mobilya tasarımları dahi günümüzdeki kadar çeşitlilik göstermiyordu.Bugün ise aynı ihtiyacı çözebilecek yüzlerce farklı yöntem var.

Yapay zekâ bunu daha da büyüttü. Artık “Olur mu?” sorusunun yerini “Hangi şekilde olsun?” sorusu aldı.

İşte tam bu noktada birçok proje tökezlemeye başlıyor. Çünkü müşteri kafasında bir resim olduğunu düşünüyor. Fakat o resmin ayrıntıları aslında hiç oluşmamış oluyor. Yazılımcı da o resmi göremiyor. Sonunda ortaya çıkan ürün teknik olarak doğru oluyor. Ama zihindeki hayale benzemiyor.

Burada psikolojinin ve pazarlamanın uzun zamandır bildiği başka bir gerçek devreye giriyor. İnsanlar kendilerine özel hazırlanan çözümlere daha fazla değer verme eğiliminde. Kişiselleştirme, müşterinin yalnızca bir ürün satın almadığını, kendisi için tasarlanmış bir deneyimin parçası olduğunu hissetmesini sağlıyor.

Fakat bunun görünmeyen bir tarafı var: Kişiselleştirme arttıkça müşterinin sorumluluğu da artıyor.

Çünkü artık sadece satın alan kişi değilsiniz. Çözümün nasıl olması gerektiğini birlikte belirleyen kişisiniz. Ne istediğinizi bilmeniz, neye ihtiyacınız olduğunu anlatmanız, istemediğiniz şeyleri ayırmanız ve iyi bir sonucun sizin için ne anlama geldiğini tarif etmeniz gerekiyor.

Bence önümüzdeki yılların en kritik becerilerinden biri yazılım geliştirmek olmayacak. Yapay zekâyı kullanmak da tek başına yeterli olmayacak.İhtiyacını doğru tarif edebilmek olacak.

Aslında bu, proje yönetiminin en eski ama en çok ihmal edilen adımlarından biri: İhtiyaç analizi.

Yıllardır eğitimlerde söylediğim bir cümle var: Yanlış tanımlanmış bir ihtiyaç, kusursuz bir projeyle bile doğru sonuca ulaşamaz.

Bugün bu cümle hiç olmadığı kadar geçerli. Çünkü yapay zekâ sizin yerinize kod yazabilir. Rapor hazırlayabilir. Analiz yapabilir. Tasarım oluşturabilir. Hatta aynı ihtiyaca yönelik onlarca farklı alternatif de sunabilir. Ama ne istediğinizi sizin yerinize keşfedemez.

Bunun nedeni teknolojinin yetersiz olması değil. Tam tersine, teknoloji hiç olmadığı kadar güçlü. Fakat güçlü bir teknoloji, tanımlanmamış bir ihtiyacı kendiliğinden anlamlı bir çözüme dönüştürmüyor.

Yeniden terzi usulü çalışmayı öğrenmemiz gerekmiyor, onu zaten biliyoruz. Asıl öğrenmemiz gereken, yeniden ölçü vermeyi öğrenmek. Çünkü gelecekte en başarılı şirketler, en iyi yazılımı kullananlar olmayacak. En çok yapay zekâ aracına sahip olanlar da olmayacak.

Ne istediğini en iyi bilenler olacak.

Çünkü terzi artık yeniden dükkânda. Mesele, bizim ölçümüzü doğru verip veremediğimiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir