Tedarikçilerin en değerlisi!

Bana göre bir işletmenin en iyi tedarikçileri çalışanlarıdır. Nasıl yani? Çalışanlar tedarikçi olur mu hiç? Tedarikçi dediğimiz, işletmenin ihtiyaç duyduğu malzemeleri veya hizmetleri dışarıdan sağlayan paydaş değil midir? Çalışanlar ise işletmenin insan kaynağıdır. Bu ikisi birbirinden farklı şeyler değil midir?

Arı Orkidesi ve İletişim

Bu noktada katılımcılara başka bir soru yönelttim: “Eğitim salonuna girdiğinizde ve beni ilk kez gördüğünüzde hakkımda neler düşündünüz?”

Bağlantısallık ve İşletme Kültürü

Bir işletmede değişmesini istediğimiz davranışlar yıllardır tekrarlanıyorsa, yalnızca çalışanlardan değişmelerini beklemek ne kadar gerçekçidir? Hangi davranışları ödüllendiriyoruz? Hangilerine sessiz kalıyoruz? Yeni çalışanlar bizden ne öğreniyor? Bugün eleştirdiğimiz yönetim anlayışının yarınki temsilcilerini, farkında olmadan biz mi yetiştiriyoruz?

Bana göre bir işletmenin en iyi tedarikçileri çalışanlarıdır.

Nasıl yani? Çalışanlar tedarikçi olur mu hiç? Tedarikçi dediğimiz, işletmenin ihtiyaç duyduğu malzemeleri veya hizmetleri dışarıdan sağlayan paydaş değil midir? Çalışanlar ise işletmenin insan kaynağıdır. Bu ikisi birbirinden farklı şeyler değil midir?

Bir işletmede değişmesini istediğimiz davranışlar yıllardır tekrarlanıyorsa, yalnızca çalışanlardan değişmelerini beklemek ne kadar gerçekçidir? Hangi davranışları ödüllendiriyoruz? Hangilerine sessiz kalıyoruz? Yeni çalışanlar bizden ne öğreniyor? Bugün eleştirdiğimiz yönetim anlayışının yarınki temsilcilerini, farkında olmadan biz mi yetiştiriyoruz?

Bir gün dedem telefonun yanındaki kolu çevirdi. Karşısına santral binasından bir görevli çıktı. Ona bir numara verdi ve “Bana bağla.” dedi. Sonradan bu santrali de gördüm. İki kutu vardı. İçi kablolarla dolu, bir bulmaca gibiydi. Ben bu kutuları incelerken santralde telefon sesi duyuldu. Görevli ahizeyi kaldırdı.

Bu yazının başlığını özellikle seçtim. Yıllar önce gençlik dizilerinden birinde sıkça dile getirilen “Kurallar çiğnenmek içindir!” anlayışının bugün bizi getirdiği noktayı hepimiz görüyoruz. O dönem kuralların varlık nedenini iyi anlatamamış olmalıyız ki bugün kurallara karşı vurdumduymazlık sınır tanımıyor.

Kontrol elbette kötü değildir. Kaliteyi korumak, riskleri azaltmak, standartları yükseltmek ve süreçlerin doğru işlemesini sağlamak için kontrol mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Kontrol güvene mani değildir. Hatta doğru tasarlanmış kontrol mekanizmaları güveni destekleyebilir. Sorun, kontrolün bir yönetim aracından çıkıp yönetimin kendisi hâline gelmesidir.

Bugün nereye baksanız aynı cümleleri görüyorsunuz: “Size özel çözümler.” “İşletmenize özel yazılım.” “Tam ihtiyaçlarınıza göre.” “Kişiselleştirilmiş deneyim.” Sanki dünya yeniden terzi usulü çalışmaya dönüyor. Ama burada gözden kaçan önemli bir problem var: Terziler geri döndü. Müşteriler ölçü vermeyi unuttu.