Devlet destekli proje başvuru formlarına bakıldığında işletmelerden oldukça ayrıntılı bilgiler istendiği görülür. Bunun temel nedeni basittir: Projelerin somut ve ölçülebilir verilere dayanması beklenir.
Teknoloji dediğimizde zihnimizde ilk ne canlanıyor? Büyük ihtimalle yapay zekâ, robotlar, yazılımlar, akıllı telefonlar, belki de uzay teknolojileri… Peki bir restorandaki QR menü? Self servis sipariş ekranı? Fren mesafesini kısaltan yeni nesil lastik bileşiği? Ya da bir montaj çalışanının işi daha kısa sürede yapmasını sağlayan yeni iş akışı? Bunlar teknoloji değil mi?
Yapay Zekâ Çağında Yönetici Yetkinliği Olmayan Yöneticilerin Sonu mu Geliyor?
Nasıl yönetici olunuyor?
Yöneticilerin yetkinliğine odaklanıyor muyuz?
Peki, yöneticileri kim yönetecek?
“Yetişkin eğitimlerinin gerçekten faydası var mı?”
“İki saatlik bir iletişim eğitimiyle insan değişir mi?”
Ve en tehlikeli çocukluk biçimlerinden biri de patronluk koltuğunda yaşanan çocukluktur.
Seri üretimde ortaya çıkan gelişmeler sonucunda daha hızlı ve çok sayıda ürün kullanıcısıyla buluştu. Ölçek ekonomisinden yararlanma hedefi üretim sayılarını artırdı. Ancak bu artış, zaman içinde önemli bir zihinsel dönüşümü de beraberinde getirdi: “dayanıklılık” beklentisi “tasarım”a yerini bıraktı.
Bir işletmede görevler tiyatrodaki roller gibi net olsa… Herkes görevini sahneye çıkacakmış gibi ciddiyetle yürütse…
Toplantı odasında beyaz tahtanın karşısında hararetli bir tartışma yaşanıyordu.
“Fikrim Yok” yanıtlarının ortalama yerine yükselerek bir ‘gökdelen’ eğrisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu, çocuklarımızın karar alma konusunda zorlandığını, karar alma sorumluluğunu başkalarına bırakmayı tercih ettiğini gösteriyor. İnsanı özgürleştiren en önemli kazanımlardan biri olan karar alma hakkını başkalarına bırakmak, en nihayetinde bireylerin özgün kimliklerini ve yaşam kalitelerini zayıflatır.
Günlük hayatta kurduğumuz cümlelerin yüzde kaçı soru cümlesi? Merakımızı, araştırma tutkumuzu kaybediyor muyuz? Sorduğumuz soruların içeriği neyle ilgili: magazinle, başkalarının hayatlarıyla mı; yoksa daha iyi bir gelecek, gelişim ve anlam arayışıyla mı?