Tedarikçilerin en değerlisi!

Bana göre bir işletmenin en iyi tedarikçileri çalışanlarıdır. Nasıl yani? Çalışanlar tedarikçi olur mu hiç? Tedarikçi dediğimiz, işletmenin ihtiyaç duyduğu malzemeleri veya hizmetleri dışarıdan sağlayan paydaş değil midir? Çalışanlar ise işletmenin insan kaynağıdır. Bu ikisi birbirinden farklı şeyler değil midir?

Arı Orkidesi ve İletişim

Bu noktada katılımcılara başka bir soru yönelttim: “Eğitim salonuna girdiğinizde ve beni ilk kez gördüğünüzde hakkımda neler düşündünüz?”

Bağlantısallık ve İşletme Kültürü

Bir işletmede değişmesini istediğimiz davranışlar yıllardır tekrarlanıyorsa, yalnızca çalışanlardan değişmelerini beklemek ne kadar gerçekçidir? Hangi davranışları ödüllendiriyoruz? Hangilerine sessiz kalıyoruz? Yeni çalışanlar bizden ne öğreniyor? Bugün eleştirdiğimiz yönetim anlayışının yarınki temsilcilerini, farkında olmadan biz mi yetiştiriyoruz?

Mayıs ayıydı. Kampüsün Bebek kapısından çıkıp boğazın keyfini çıkararak yürürken, lüks bir arazi aracının orta refüj üzerinden atlayarak ani bir U dönüşü yaptığına tanık oldum. Trafikteki diğer araçları tehlikeye atmasına rağmen sürücü, bunun kendisi için sorun olmayacağına emindi.

Günümüzde çoğu zaman unvan peşinde koşarken, o unvanın aslında neyi temsil ettiğini, ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını gözden kaçırabiliyoruz. Oysa hangi pozisyonda olursak olalım, hepimiz bize verilen işi “emanet” gibi korumalıyız.

Müşteri: “Ama bu vidaları kullanmamışsın, gerekli değil mi?”Usta: “Merak etme kardeşim, eskisinden daha iyi oldu.”Sizin de başınıza gelmiştir böyle bir durum. “Madem bu vidalar olmadan da oluyordu, neden fabrikada monte edilmiş ki?” diye sormadan edemeyiz değil mi? Usta “Merak etme!” der ama biz insanlar merak etmeye programlıyız.Benzer bir sahne, ürünü […]

Geçtiğimiz hafta ailemle birlikte Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret ettim. Her adımda, toprağa düşmüş bir hayatın hikâyesi vardı. Henüz çocuk yaşta vatan için cepheye koşan, annesinin sıcak yemeğinden, babasının gölgesinden uzak gencecik askerler… O mezar taşlarında sadece bir savaş değil; inanç, sadakat ve iliklere kadar sahiplenilen bir ülke vardı.

Evet, ertelemenin zararlarını hepimiz duymuşuzdur. Ancak her erteleme zararlı değildir; bazı durumlarda “akıllıca erteleme” hayat kurtarıcı olabilir. Yüksek stres altında hızlıca verilmiş kararlar, geri dönülmesi zor hatalara neden olabilir. Böyle anlarda karar vermeyi bilinçli olarak ertelemek, duyguların yatışmasını ve daha sağlıklı değerlendirme yapılmasını sağlar.

Ben bu uygulamanın yakın gelecekte sıradan hale geleceğine inanıyorum. Nasıl ki staj, oryantasyon veya rotasyon sistemleri bugün doğal karşılanıyorsa, çalışan değişim programları da iş dünyasının yeni normali olacaktır.

Birçoğumuzun hayatını 2 – 3 saat süren sınavlardaki performansımız belirledi (LGS; 155 dk, YKS; 180 dk). Ayrıca, 100 metre koşucularının da kariyeri sadece 10-15 saniyelik bir sürece bağlı değil mi?

Bugün, mali kavramların hayatımızdaki etkisinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Rakamların taşıdığı anlam ve ağırlık şimdilerde çok daha yüksek. Bunun farkında olanlar yola devam edebilecekler, ancak para yönetimini yalnızca ciro ve kar ekseninde değerlendirenler ise  maalesef kısa süre sonra kendilerini “Bu konkordato da nedir?” sorusuyla başlayan bir sürecin içinde bulacak gibi…