Evet, ertelemenin zararlarını hepimiz duymuşuzdur. Ancak her erteleme zararlı değildir; bazı durumlarda “akıllıca erteleme” hayat kurtarıcı olabilir. Yüksek stres altında hızlıca verilmiş kararlar, geri dönülmesi zor hatalara neden olabilir. Böyle anlarda karar vermeyi bilinçli olarak ertelemek, duyguların yatışmasını ve daha sağlıklı değerlendirme yapılmasını sağlar.
Asgari ücretin yeniden tartışılmaya başlandığı aylardayız. İstanbul gibi yaşam maliyetinin yüksek olduğu şehirde çalışanların öneri olarak sunduğu bölgesel asgari ücret uygulamasına kısa bir bakış…
İçimden şiiri mırıldanırken aracımdan indim ve salona yöneldim. Birbirlerine “mecbur” olan ekip üyeleri şiirsel bir eğitimden habersiz bekliyorlardı 🙂
Ben bu uygulamanın yakın gelecekte sıradan hale geleceğine inanıyorum. Nasıl ki staj, oryantasyon veya rotasyon sistemleri bugün doğal karşılanıyorsa, çalışan değişim programları da iş dünyasının yeni normali olacaktır.
Birçoğumuzun hayatını 2 – 3 saat süren sınavlardaki performansımız belirledi (LGS; 155 dk, YKS; 180 dk). Ayrıca, 100 metre koşucularının da kariyeri sadece 10-15 saniyelik bir sürece bağlı değil mi?
Bugün, mali kavramların hayatımızdaki etkisinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Rakamların taşıdığı anlam ve ağırlık şimdilerde çok daha yüksek. Bunun farkında olanlar yola devam edebilecekler, ancak para yönetimini yalnızca ciro ve kar ekseninde değerlendirenler ise maalesef kısa süre sonra kendilerini “Bu konkordato da nedir?” sorusuyla başlayan bir sürecin içinde bulacak gibi…
Kök nedenler anlaşılmadan hedef belirlemek, yanlış bir merdivene tırmanmak gibidir—ve bu merdiven, sonunda bizi yere çakabilir.
Aydın Bey her şeyi strese bağlayan doktor olarak görülmesine gülümseyerek devam etti: “Lise sınavlarına hazırlanırken 3 yanlışın, üniversite sınavlarına hazırlanırken de 4 yanlışın bir doğruyu götürdüğü bir sistemde yetişen çalışanlarımız hata yapmaktan korkma konusunda zaten hazırlar. Bir de üzerine iletişim sorunları eklenince korku kültürü işletmelerin çoğunda görülüyor maalesef.”
İstisnasız her eğitim sonunda gerçekleştirdiğimiz eğitim sonu değerlendirmelerde bu tarz eğitimlerin küçük yaşlardan itibaren alınmasının faydalı olacağı görüşü öne çıkıyordu. Bu talepler doğrultusunda ana hedef kitlesi 10 – 15 yaş aralığı olan ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik hikaye tarzında bir eğitsel kitap hazırlamaya karar verdim.
Editörlüğünü Dr. Esra Aydın’ın yaptığı kitapta “Örgütsel Sessizlik” konulu bölüm yazarı olmaktan gurur duyuyorum.