Geçtiğimiz hafta ailemle birlikte Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret ettim. Her adımda, toprağa düşmüş bir hayatın hikâyesi vardı. Henüz çocuk yaşta vatan için cepheye koşan, annesinin sıcak yemeğinden, babasının gölgesinden uzak gencecik askerler… O mezar taşlarında sadece bir savaş değil; inanç, sadakat ve iliklere kadar sahiplenilen bir ülke vardı.
Etiket: Kişisel Koçluk
Bir yerde insanlardan yardım isteyen biri varsa, orada yardım edebilecek en az bir kişi daha var demektir. Yardımlaşmak güzeldir. Ancak tadında… Dünyada yer alan bir çifti daha hatırlayalım: Başkalarına yük olan-başkalarının yükünü alan…
“Bakmayın “patron” olduğuma, ağız tadıyla geçirdiğim bir hafta tatilim bile yok!”
“Nasıl yani?” Kendi işinin patronu olacaksın ama ağız tadıyla tatil yapamayacaksın?
Keşke böyle bir yazıyı kaleme alma konusunda ihtiyaç hissetmeseydim. Bu zamana kadar “had” bildirmek konusunda “haddimi aşmamaya” çok dikkat ettim. Toplumda gözlemlediklerim; bu konuyla ilgili birkaç noktaya dikkat çekmenin faydalı olabileceğini düşündürdü. Bu defa “haddimi” aşmayı tercih ediyorum…
Güveniyor musun?
Ailene, doktoruna, öğretmenlerine, komşularına, arkadaşlarına, mahallenin sokaklarına, arkadaşlarına, işyerine, ülkene ve gençlerine…
Kültürümüzde zorluklar üst üste geldiğinde “imtihan” olarak yorumlamak genel bir anlayış olarak gözlenmektedir. Böyle durumlarda sergileyeceğimiz davranışlar da kişiliğimizi ve hayatımızın devamını şekillendirmektedir. Son yaşanan deprem felaketi ve ardından yaşanan hayatta kalma çabaları; toplumun büyük bir kısmı tarafından “imtihan” olarak ele alınmış olabilir. Burada asıl soru şu olmalı: Bu, kimin imtihanı?
Ömürde sona yaklaşınca anladık sırrı
Mutlu etmekti sır: beklentisiz, başkalarını
Artık yazılmalıydı yeni bir eser mutluluk temalı
“Mutlu et yeter” diye konulmalı başlığı
Bu bir özgeçmiş ya da otobiyografi yazısı değildir. Çok küçük yaşlardan itibaren merak ettiğimiz bir soruya yanıt bulma çabasına küçük bir katkı olarak ele alınmıştır.