Okuma Süresi: 1 dk
Seyir halinde radyo dinliyordum. İbrahim Tatlıses “Mutlu ol, Yeter!” diyordu. Demesi kolay da nasıl olunuyordu?
Mutluluk, insanın varlığı kadar eski bir araştırma konusu
Servet biriktirmekle kazanacağını düşünüyor insanların çoğu
Oysa gazetelerde manşet de oluyor zenginlerin hazin sonu
***
Bir ömür arıyoruz mutluluğu
Önceleri anne kokusu
Baba ocağında aile tablosu
İlk heyecanlar, okul, aşk ve çalışma tutkusu
İlk işin idealistliği ve ilk başarıların coşkusu

***
Zamanla düşüyor mutluluğun maskesi
Bir hırçın rekabet bir bitmez yarış ki sonunda yok kurdelesi
Çölde serap gibi ulaşılmaz olmuş konulan hedefleri
Hep ileride bir yerlerde mutluluk beklentisi
***
Kavuştuğumuzda mutluluğa güzelce dinlenecektik
Vizeler, finaller bittiğinde çılgınca eğlenecektik
Mezun olunca durmadan gezecektik
Bütün hayallerimizi ileri bir tarihe erteledik
İşte bu yüzden mutluluk trenine hiç yetişemedik
***
Önce kendimizi düşünürsek “Mutlu oluruz” dedik
Bazen bencilliklerimizde bile öyle hissettik
Hırsa bulanmış mutluluk balonları bir bir patlayınca
Mutsuz bir yaşlılığa maalesef razı geldik
***
Ömürde sona yaklaşınca anladık sırrı
Mutlu etmekti sır: beklentisiz… hem de başkalarını
Artık yazılmalıydı yeni bir eser mutluluk temalı
“Mutlu et, yeter!” diye de konulmalı başlığı