Günümüzde çoğu zaman unvan peşinde koşarken, o unvanın aslında neyi temsil ettiğini, ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını gözden kaçırabiliyoruz. Oysa hangi pozisyonda olursak olalım, hepimiz bize verilen işi “emanet” gibi korumalıyız.

Geçtiğimiz hafta ailemle birlikte Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret ettim. Her adımda, toprağa düşmüş bir hayatın hikâyesi vardı. Henüz çocuk yaşta vatan için cepheye koşan, annesinin sıcak yemeğinden, babasının gölgesinden uzak gencecik askerler… O mezar taşlarında sadece bir savaş değil; inanç, sadakat ve iliklere kadar sahiplenilen bir ülke vardı.

Evet, ertelemenin zararlarını hepimiz duymuşuzdur. Ancak her erteleme zararlı değildir; bazı durumlarda “akıllıca erteleme” hayat kurtarıcı olabilir. Yüksek stres altında hızlıca verilmiş kararlar, geri dönülmesi zor hatalara neden olabilir. Böyle anlarda karar vermeyi bilinçli olarak ertelemek, duyguların yatışmasını ve daha sağlıklı değerlendirme yapılmasını sağlar.

Aydın Bey her şeyi strese bağlayan doktor olarak görülmesine gülümseyerek devam etti: “Lise sınavlarına hazırlanırken 3 yanlışın, üniversite sınavlarına hazırlanırken de 4 yanlışın bir doğruyu götürdüğü bir sistemde yetişen çalışanlarımız hata yapmaktan korkma konusunda zaten hazırlar. Bir de üzerine iletişim sorunları eklenince korku kültürü işletmelerin çoğunda görülüyor maalesef.”

Bazı yöneticiler “danışmanım var” diyerek yalnızca prestij kazanmayı hedeflediklerinde, danışmanlık süreci verimsiz olur. Eleştiriye kapalı yönetimler için danışmanlar, sadece eksikleri hatırlatan ve rahatsız edici gerçekleri söyleyen kişiler olarak algılanabilir. Ancak gerçekten değişime açık ve gelişimi hedefleyen bir yönetim için danışman, kritik kararları destekleyen, objektif bakış açısı sunan ve başarının yolunu açan değerli bir rehberdir.

Müzeyyen Senar’ın eşsiz yorumu ile hafızalara kazınan Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına, aslında sadece bir aşk şarkısı değil, hayatın akışına kapılıp gitmeyi anlatan güçlü bir eserdir. Sözleri Nâzım Hikmet’e, bestesi ise Türk müziğinin büyük ustalarından Sadettin Kaynak’a ait olan bu eser, bireyin kendi iradesi dışında sürüklendiği yolculuğu anlatıyor.

Geleneksel iş dünyasında, şirketlerin yönetimi genellikle tek bir Genel Müdür (CEO) liderliğinde yürütülmektedir. Ancak, son yıllarda bazı şirketler, özellikle karmaşık ve hızlı değişen sektörlerde, Eş Genel Müdür (Co-CEO) modelini benimsemeye başladılar. Bu modelde, iki veya daha fazla genel müdür, şirketin en üst düzey yönetim sorumluluklarını paylaşmaktadır. Bu model Türkiye iş kültürüne uygun mu? Faydalı mıdır? Sakıncalı yanları ne olabilir?

Bu alanda yazı yazarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Genellikle “Bu bir yatırım tavsiyesi değildir.” ifadesi mutlaka ifade ediliyor. Bu yazıda önereceğim halka arz duyurusunun yapısı gereği böyle bir ifade kullanmamı gerektirmediğini düşünüyorum. Tavsiye edeceğim bu halka arzdan herkesin hissesine düşen payı almasını çok isterim. Kısa değil uzun pozisyonda kalmanızı da ayrıca hatırlatmak isterim.

“Kurallar çiğnenmek içindir!” yaklaşımını benimseyen, kuralların açıklarını aramayı bir sanat olarak gören ve “Kurallara herkes uysun, ben hariç!” anlayışında olan bir toplumda, aile anayasası bir ütopya mıdır?