Okuma Süresi: 5 dk.
Ekonomi; her insanın hayatında farklı derecelerde de olsa etkili. Bu nedenle ekonomi, hemen herkes için ilgi çeken bir konu. Sabah uyandığımızda üzerimizden attığımız yorgandan tutun da, akşam yatmadan önce dişlerimizi fırçalarken kullandığımız diş macununa kadar her şeyin ekonomide ve hayatımızda yeri var. Hal böyle olunca ne alacağımıza, ne kadar harcayacağımıza, harcarken nelere dikkat edeceğimize karar vermek önemli.
Ekonominin baş aktörü insan olduğu ve insani faktörler bir deney ortamında kontrol edilemediği için ekonomi bilimi de varsayımlar üzerine inşa edilmiştir. Ekonomide kurulan varsayımlar ve modeller de haritalar gibidir. Haritalar olmadığında da yolumuzu bulabiliriz belki ama çok zahmetli olacağı aşikardır.
Ekonomi alanıyla ilgili varsayımların temelinde “Ceteris Paribus” vardır. “Diğer bütün değişkenler sabitken” anlamına gelen bu Latince terime bir örnek verecek olursak; Bir malın fiyatı düştüğünde, ceteris paribus, o mala olan talep artar. Yani bir malın fiyatı düştüğü zaman, diğer bütün etkenler (rakip malın fiyatı, kalite, gelir) sabitken; o mala olan talep artar. Ekonomik gelişmeler hakkında önerme yaparken çoğu kez bu temel varsayımı unutuyoruz. Diğer etkenlerin sabit kalamayacağını göz ardı ederek kararlar alıyoruz.

Bir malın fiyatı düştüğünde o mala olan talep artabilir ama o malı talep edenlerin gelirleri azalırsa yine de talep artar mı? … BİLMİYORUZ.
“Kaliteli malın taliplisi çok olur”. Bu önermeye itiraz edecek yoktur sanırım. Ama bu kaliteli malın fiyatı satın alma gücünün üzerinde olursa yine de talebi artar mı? … BİLMİYORUZ.
“Motorin yakıtlı araçların fiyatı düşerse alıcısı artar.” Peki, motorin fiyatı artıyorsa, benzin ve lpg fiyatları düşüyorsa, bir de elektrikli/benzinli araçların fiyatları daha çok düşüyorsa, yine de motorin yakıtlı araçların alıcısı artar mı?…… BİLMİYORUZ.
Ekonomiye bir bütün olarak baktığımızda, “ceteris paribus” diyerek kısıtladığımız tüm değişkenleri serbest bıraktığımızda ve değişkenlerin muhtemel etkilerini hesaba kattığımızda daha gerçekçi kararlar alabiliriz.
Tek bir pencereden bakan bir iktisatçıya göre ekonominin durgunluğa gittiği görülebilir. Öte yandan başka bir iktisatçıya göre ekonomi çok iyi durumdadır. Peki, gerçekte ekonomi ne durumdadır? Ekonomik verileri nasıl yorumlamak gerekir? Önermelerine göre iki görüşün de haklı tezleri olabilir. Ancak gerçek hayatta hangi önermenin etkili olacağı; sabitledikleri etkenlerin ağırlığına göre ortaya çıkacaktır. Önermeler karar vermemize yardımcı olmak içindir. Önermeleri tezden öte kural gibi gördüğümüzde yanılabiliriz.
Günümüzde değişim ve dönüşüm bütün sınırları zorluyor. Değişimi yakalamaya çalışırken, o bizi yakalıyor. Savrulmadan hedeflediğimiz yollarda tutunabilmek için “dün”ün şartları yeterli olmuyor. Değişime ayak uydurmak gerekiyor. Bu ise olaylara her açıdan bakabilmeyi gerektiriyor. “Biz babadan böyle gördük!” tekniği ile işletmesini yönetmekte ısrar edenler, çok kısa bir zamanda işlerini kaybetmekle yüzleşeceklerdir. “Benim müşterim belli, malım belli!” anlayışı “dün”de kaldı. Müşteri ürünü nerede uygun bulursa oradan satın alır ki; e-ticaret ile bu durum artık çok daha kolay bir hal aldı.
Değişime yönelik alıcılarımızı daima açık tutmalıyız. Değişime uyum sağlamalı, hatta değişimin öncüsü olmalıyız. “Ceteris paribus” gözlüklerimizi yalnızca gerektiğinde kullanmalıyız. Nasıl ki bir elmas ustası sadece elmasını işlerken takıyorsa merceğini, ekonomi karar vericileri de sadece karar verecekleri aşamada kullanmalılar “ceteris paribus”lu önermelerini.
Ekonomi alanında yapılan yorumlarda bilimsel yaklaşımın öne çıkarılması ve kullanılan varsayımların belirtilmesi, karar alıcıların daha doğru karar almalarına yol açacaktır. “Sermayen varsa patron olursun!” söylemine kendini kaptıran birçok “kısayol girişimcisi” devletin verdiği teşvikleri “kapabilmek” için hiç bilmedikleri sektörlere yatırım yapmışlar ve sonunda iflas bayrağını çekmişlerdir. Bu acı tecrübelerden görüyoruz ki; patron olabilmek için sermaye tek başına yetersizmiş. Sermayeden önce ekonomiyi, sektörü ve gelişmeleri iyi okumak, bilgi, tecrübe, yetenek vb. birçok unsuru da işin temel parçaları olarak görmek gerekiyormuş.
Varsayımlar, önermeler, modeller bizi hedefe ve çözüme ulaştırmaya yardımcı araçtırlar. Nasıl ki evde bozulan bir cihazı tamir etmek için kullandığımız el aletlerini, işimiz bitince yerlerine kaldırıyor, onlara bağlı kalmıyorsak; ekonomi varsayımlarını da aynı şekilde değerlendirmeliyiz. Hayatımıza yön verirken önermelere sıkı sıkıya bağlı kalmamalıyız. Onların sadece bize yol göstereceğini bilmeli ve olaylara her açıdan bakabilmeliyiz .
İnanıyorum ki bizler değişime öncü olduğumuzda, bakış açımızı 360 dereceye çıkardığımızda ve analitik düşünebildiğimizde, CETERİS PARİBUS, sürdürülebilir bir ekonomiye, sağlıklı bir nesle ve aydınlık bir geleceğe kavuşacağız.