Müzeyyen Senar’ın eşsiz yorumu ile hafızalara kazınan Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına, aslında sadece bir aşk şarkısı değil, hayatın akışına kapılıp gitmeyi anlatan güçlü bir eserdir. Sözleri Nâzım Hikmet’e, bestesi ise Türk müziğinin büyük ustalarından Sadettin Kaynak’a ait olan bu eser, bireyin kendi iradesi dışında sürüklendiği yolculuğu anlatıyor.

Geleneksel iş dünyasında, şirketlerin yönetimi genellikle tek bir Genel Müdür (CEO) liderliğinde yürütülmektedir. Ancak, son yıllarda bazı şirketler, özellikle karmaşık ve hızlı değişen sektörlerde, Eş Genel Müdür (Co-CEO) modelini benimsemeye başladılar. Bu modelde, iki veya daha fazla genel müdür, şirketin en üst düzey yönetim sorumluluklarını paylaşmaktadır. Bu model Türkiye iş kültürüne uygun mu? Faydalı mıdır? Sakıncalı yanları ne olabilir?

Bu alanda yazı yazarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Genellikle “Bu bir yatırım tavsiyesi değildir.” ifadesi mutlaka ifade ediliyor. Bu yazıda önereceğim halka arz duyurusunun yapısı gereği böyle bir ifade kullanmamı gerektirmediğini düşünüyorum. Tavsiye edeceğim bu halka arzdan herkesin hissesine düşen payı almasını çok isterim. Kısa değil uzun pozisyonda kalmanızı da ayrıca hatırlatmak isterim.

“Kurallar çiğnenmek içindir!” yaklaşımını benimseyen, kuralların açıklarını aramayı bir sanat olarak gören ve “Kurallara herkes uysun, ben hariç!” anlayışında olan bir toplumda, aile anayasası bir ütopya mıdır?

Taviz veremeyeceğimiz bir noktaya geldiğimizde, “Orada dur! Orası benim kırmızı çizgimdir!” gibi ifadeleri duymayanımız yoktur. Peki, bu “kırmızı çizgi” nereden çıktı? Neden başka bir renk değil de kırmızı? Gerçekten geçilemeyen bir çizgi mi? 

Yöneticiler, ekiplerinin birlikte hareket etmesini arzu ederler. Çoğunlukla da kendileri gibi düşünsün, hissetsin ve hatta davransın isterler. “Bir olalım!” derken; “Benim gibi olun!” demiş olurlar. Kendilerine benzeyen çalışanları, diğerlerinden farklı bir yere koyarlar. Bütün çalışanlar, onların benimsediği gibi işyerini sahiplensin isterler. Bu hayallerine neredeyse hiçbir zaman ulaşamazlar.

Yönetimlere araba alegorisinden önemli dersler çıkıyor. Şirketlerinin direksiyonunu tuttukları için olması gerekenden daha hızlı ve ters yöne manevra yaptıklarında; arabadaki yolcularının sarsılmasına yol açabilirler. Dahası araç yoldan çıkabilir ve telafisi mümkün olmayan kazalar meydana gelebilir.

Çalışan mutluluğunu sağlamanın maalesef sihirli bir yolu henüz bulunamadı. Ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla yöneticilerin etkisi çok fazla. Ben de hemşerim gibi elimde bir fenerle, “insan odaklı yönetici” arayışına çıkmak istemiyorum. 🙂

Bu yazımda sizlerle, beni mutlu eden ve gülümseten bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Hikayede çorba var… planlama var… dönüşüm ekonomisi var… sürdürülebilirlik var… kaynak verimliliği de var… Dönüşüm yolculuğuna destek olmaya çalıştığım bir işletmemizde sorun ve hedef analizleri, stratejiler, iş tanımları, görev dağılımları gibi tekniklerle ilerliyorduk. Bu teknikler, işletmenin gelişimi ve […]