Seri üretimde ortaya çıkan gelişmeler sonucunda daha hızlı ve çok sayıda ürün kullanıcısıyla buluştu. Ölçek ekonomisinden yararlanma hedefi üretim sayılarını artırdı. Ancak bu artış, zaman içinde önemli bir zihinsel dönüşümü de beraberinde getirdi: “dayanıklılık” beklentisi “tasarım”a yerini bıraktı.

“Fikrim Yok” yanıtlarının ortalama yerine yükselerek bir ‘gökdelen’ eğrisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu, çocuklarımızın karar alma konusunda zorlandığını, karar alma sorumluluğunu başkalarına bırakmayı tercih ettiğini gösteriyor. İnsanı özgürleştiren en önemli kazanımlardan biri olan karar alma hakkını başkalarına bırakmak, en nihayetinde bireylerin özgün kimliklerini ve yaşam kalitelerini zayıflatır.

Günlük hayatta kurduğumuz cümlelerin yüzde kaçı soru cümlesi? Merakımızı, araştırma tutkumuzu kaybediyor muyuz? Sorduğumuz soruların içeriği neyle ilgili: magazinle, başkalarının hayatlarıyla mı; yoksa daha iyi bir gelecek, gelişim ve anlam arayışıyla mı?

Son yıllarda neredeyse hepimizin kulağına aynı tavsiye fısıldanıyor: “Konfor alanından çıkmalısın.”

Bu cümleyi duyanların çoğu nezaketen başını sallıyor: “Haklısın, çıkmalıyım.” Ama samimi olalım; kafamızdaki karışıklık pek de dağılmıyor.