Geleneksel iş dünyasında, şirketlerin yönetimi genellikle tek bir Genel Müdür (CEO) liderliğinde yürütülmektedir. Ancak, son yıllarda bazı şirketler, özellikle karmaşık ve hızlı değişen sektörlerde, Eş Genel Müdür (Co-CEO) modelini benimsemeye başladılar. Bu modelde, iki veya daha fazla genel müdür, şirketin en üst düzey yönetim sorumluluklarını paylaşmaktadır. Bu model Türkiye iş kültürüne uygun mu? Faydalı mıdır? Sakıncalı yanları ne olabilir?
Kategori: Yazılarım
Bir yerde insanlardan yardım isteyen biri varsa, orada yardım edebilecek en az bir kişi daha var demektir. Yardımlaşmak güzeldir. Ancak tadında… Dünyada yer alan bir çifti daha hatırlayalım: Başkalarına yük olan-başkalarının yükünü alan…
Bu alanda yazı yazarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Genellikle “Bu bir yatırım tavsiyesi değildir.” ifadesi mutlaka ifade ediliyor. Bu yazıda önereceğim halka arz duyurusunun yapısı gereği böyle bir ifade kullanmamı gerektirmediğini düşünüyorum. Tavsiye edeceğim bu halka arzdan herkesin hissesine düşen payı almasını çok isterim. Kısa değil uzun pozisyonda kalmanızı da ayrıca hatırlatmak isterim.
“Kurallar çiğnenmek içindir!” yaklaşımını benimseyen, kuralların açıklarını aramayı bir sanat olarak gören ve “Kurallara herkes uysun, ben hariç!” anlayışında olan bir toplumda, aile anayasası bir ütopya mıdır?
Nasıl bir kabullenmedir? Ortada bir sorun var ve farkına varılmış. Çözüme odaklanmak bir tarafa sorunu kucaklıyoruz. Yapacak bir şey yok mu?
Taviz veremeyeceğimiz bir noktaya geldiğimizde, “Orada dur! Orası benim kırmızı çizgimdir!” gibi ifadeleri duymayanımız yoktur. Peki, bu “kırmızı çizgi” nereden çıktı? Neden başka bir renk değil de kırmızı? Gerçekten geçilemeyen bir çizgi mi?
Öğrenmenin itici gücü olan merak duygumuzu, başkalarının hayatları üzerine odaklamak yerine, insanlığın ortak faydasına yönelik çözümler üretmeye kullanmamız gerektiğini düşünüyorum.
Günümüz dünyası, entelektüel birikimi güçlü bireylere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Ancak bu noktada bir tartışma var: İnsanlar yalnızca tek bir alanda mı derinleşmeli, yoksa her konuda az çok fikir sahibi mi olmalı?
Çocukluğu doğu kültüründen etkilenen bireyler iş hayatına atıldıklarında iletişim kalıpları da dolaylı ve örtük yapıda oluyor. Bu yaklaşımın; sorun tespitinde ve kök soruna ulaşmada ek bir zaman maliyetine neden olduğunu düşünüyorum. İş hayatından örneklere bakalım:
Yöneticiler, ekiplerinin birlikte hareket etmesini arzu ederler. Çoğunlukla da kendileri gibi düşünsün, hissetsin ve hatta davransın isterler. “Bir olalım!” derken; “Benim gibi olun!” demiş olurlar. Kendilerine benzeyen çalışanları, diğerlerinden farklı bir yere koyarlar. Bütün çalışanlar, onların benimsediği gibi işyerini sahiplensin isterler. Bu hayallerine neredeyse hiçbir zaman ulaşamazlar.