Bisiklet kullanma becerisi, öğrenilmiş bilginin derinlerde korunduğunu ve sırası gelince kullanıma hazır olarak sunulabileceğini hatırlatır. Yıllardır kullanmadığımız bir yeteneğimizi sunmakta tereddüt ettiğimizde; “Merak etme, bisiklete binmek gibi düşün, bir başlayınca gerisi gelir!” şeklinde örneklere konu olur.

Kültürümüzde zorluklar üst üste geldiğinde “imtihan” olarak yorumlamak genel bir anlayış olarak gözlenmektedir. Böyle durumlarda sergileyeceğimiz davranışlar da kişiliğimizi ve hayatımızın devamını şekillendirmektedir. Son yaşanan deprem felaketi ve ardından yaşanan hayatta kalma çabaları; toplumun büyük bir kısmı tarafından “imtihan” olarak ele alınmış olabilir. Burada asıl soru şu olmalı: Bu, kimin imtihanı?

Mevcut işimde hangi görevleri kendi tarzıma ve kurum hedeflerine uygun değiştirirsem mutlu ve verimli olurum? Nasıl bir iletişim davranışı geliştirirsem işte geçirdiğim zamanın nasıl geçtiğini unutur ve performansımı artırırım? Rutine düşmüş ve artık sıkıcı hale gelmeye başlamış olan işleri neden yapıyorum? Bu işlerin katma değeri ve anlamı nedir? Nelere fayda sağlıyor ve nasıl bir katma değer üretiyorum?

Beş altı yaşlarında olmalıyım. Kırmızı ışıkta duran aracımızın arka sağ camından yandaki araçları incelerken birden frenin tutmadığını ve arabanın geriye doğru gittiğini düşündüm. “Arka bölüme neden fren pedalı koymazlar ki!” diye de aklımdan geçirmiş olabilirim.

Aşırı tüketim de bir ihtiyaçtır! Tüketim çılgınlığı hastalığının, farklı olma, üstün olduğunu gösterme hastalığının ruhlarda açtığı kara deliği doyurma güdüsünün hafifletilmesinde başvurulan bir ihtiyaçtır. Ama öyle bir durumdur ki bu; tuzlu su misali içtikçe daha da susatır!