Bu alanda yazı yazarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Genellikle “Bu bir yatırım tavsiyesi değildir.” ifadesi mutlaka ifade ediliyor. Bu yazıda önereceğim halka arz duyurusunun yapısı gereği böyle bir ifade kullanmamı gerektirmediğini düşünüyorum. Tavsiye edeceğim bu halka arzdan herkesin hissesine düşen payı almasını çok isterim. Kısa değil uzun pozisyonda kalmanızı da ayrıca hatırlatmak isterim.

“Kurallar çiğnenmek içindir!” yaklaşımını benimseyen, kuralların açıklarını aramayı bir sanat olarak gören ve “Kurallara herkes uysun, ben hariç!” anlayışında olan bir toplumda, aile anayasası bir ütopya mıdır?

Taviz veremeyeceğimiz bir noktaya geldiğimizde, “Orada dur! Orası benim kırmızı çizgimdir!” gibi ifadeleri duymayanımız yoktur. Peki, bu “kırmızı çizgi” nereden çıktı? Neden başka bir renk değil de kırmızı? Gerçekten geçilemeyen bir çizgi mi? 

Çocukluğu doğu kültüründen etkilenen bireyler iş hayatına atıldıklarında iletişim kalıpları da dolaylı ve örtük yapıda oluyor. Bu yaklaşımın; sorun tespitinde ve kök soruna ulaşmada ek bir zaman maliyetine neden olduğunu düşünüyorum. İş hayatından örneklere bakalım:

Yöneticiler, ekiplerinin birlikte hareket etmesini arzu ederler. Çoğunlukla da kendileri gibi düşünsün, hissetsin ve hatta davransın isterler. “Bir olalım!” derken; “Benim gibi olun!” demiş olurlar. Kendilerine benzeyen çalışanları, diğerlerinden farklı bir yere koyarlar. Bütün çalışanlar, onların benimsediği gibi işyerini sahiplensin isterler. Bu hayallerine neredeyse hiçbir zaman ulaşamazlar.