Son yıllarda neredeyse hepimizin kulağına aynı tavsiye fısıldanıyor: “Konfor alanından çıkmalısın.”
Bu cümleyi duyanların çoğu nezaketen başını sallıyor: “Haklısın, çıkmalıyım.” Ama samimi olalım; kafamızdaki karışıklık pek de dağılmıyor.
Öğrenmenin Sonu Yok
Son yıllarda neredeyse hepimizin kulağına aynı tavsiye fısıldanıyor: “Konfor alanından çıkmalısın.”
Bu cümleyi duyanların çoğu nezaketen başını sallıyor: “Haklısın, çıkmalıyım.” Ama samimi olalım; kafamızdaki karışıklık pek de dağılmıyor.
Dayanamadım, ruhum daraldı. Derin bir nefes aldım ve haykırdım: “Ne demek ‘umut yok’!”
Artık toplantılar iş hayatının fon müziği gibi. Günün arka planında sürekli çalıyorlar. Çalışırken, düşünürken, üretmeye niyetlenmişken bir bildirim düşüyor ekrana: “Toplantı 10 dakika sonra başlıyor.” Ve zihnin bir köşesi daha kapanıyor.
Kerem, bitkin bir hâlde sırasını bekliyordu. Nihayet kapının yanındaki ekranda adını gördü. Son bir gayretle ayaklarını sürüyerek doktorun odasına kadar gitti. Oldukça yorgun görünüyordu. Doktor Bey, ona koltuğu işaret ederek,
“Ayakta kalma, otur lütfen,” dedi.
Yapay zekâ ile başlamayan bir yazı yazamaz olduk. Zekâ yapay olunca, onun ürettikleri de ister istemez “yapay” diye etiketleniyor. Peki, yapay ne anlama geliyor?
• Öğrenen organizasyon nedir, neden bu kadar önemli?• Öğrenmenin önündeki görünmeyen engeller neler?• Öğrenme engellerini nasıl aşabiliriz?• Zihinsel modeller bizi nasıl yanıltıyor?• Neden her kurum öğrenen organizasyon olmalı?• Bu dönüşüm için nasıl bir kurum kültürü gerekir?• Nereden başlamalı, ilk adım ne olmalı?
🔹İşletme kültürü çalışanlar ve kurum için neden kritik?🔹Güven ve sorumluluk bilinci nasıl güçlenir?🔹Saygı, adalet ve açık iletişim nasıl korunur?🔹Sürekli öğrenme ve gelişim kültürü nasıl teşvik edilir?🔹Takım ruhu ve sinerji ortak hedeflere ulaşmada nasıl rol oynar?
“Of ya… yine mi toplantı!” şeklinde algılanan toplantılara son verebilmek ve değer üreten buluşmalara evirmek için neler yapabiliriz? “London School of Economics and Political Science tarafından yayımlanan güncel raporda iş toplantılarının üçte birinden fazlası (%35’i) verimsiz kabul edilmektedir. Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde verimsiz toplantıların işletmelere yıllık toplam maliyetinin 259 milyar […]
Aslında bu soru, toplumun yalnızca küçük bir bölümünü ilgilendirmeliydi. Henüz iş tecrübesi olmayanların, ortalama yaşam standartlarını sürdürebilmeleri için gerekli temel giderlerini karşılayacak bir ücret olarak görülmeliydi. Adı üstünde “asgari” bir ücret; yani asgari bir kesimi ilgilendirmesi gerekmez mi?
Öyle kapıldık ki değişimin rüzgârına, her şeyin değiştiğine inandık.
Oysa bazı şeyler binlerce yıldır yerinden bile oynamadı.