Günlerimi al ama dakikamı asla!

Bir gün dedem telefonun yanındaki kolu çevirdi. Karşısına santral binasından bir görevli çıktı. Ona bir numara verdi ve “Bana bağla.” dedi. Sonradan bu santrali de gördüm. İki kutu vardı. İçi kablolarla dolu, bir bulmaca gibiydi. Ben bu kutuları incelerken santralde telefon sesi duyuldu. Görevli ahizeyi kaldırdı.

Gerçek Yatırımcı Kim?

Önceki yazılarımı okuyanlar artık bu tür çıkışlarıma şaşırmıyordur sanırım. Çok fazla bakılmayan yerlere bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Şimdi farklı bir açıdan bakalım.

Kurallar Uymak İçindir!

Bu yazının başlığını özellikle seçtim. Yıllar önce gençlik dizilerinden birinde sıkça dile getirilen “Kurallar çiğnenmek içindir!” anlayışının bugün bizi getirdiği noktayı hepimiz görüyoruz. O dönem kuralların varlık nedenini iyi anlatamamış olmalıyız ki bugün kurallara karşı vurdumduymazlık sınır tanımıyor.

Kültürümüzde zorluklar üst üste geldiğinde “imtihan” olarak yorumlamak genel bir anlayış olarak gözlenmektedir. Böyle durumlarda sergileyeceğimiz davranışlar da kişiliğimizi ve hayatımızın devamını şekillendirmektedir. Son yaşanan deprem felaketi ve ardından yaşanan hayatta kalma çabaları; toplumun büyük bir kısmı tarafından “imtihan” olarak ele alınmış olabilir. Burada asıl soru şu olmalı: Bu, kimin imtihanı?

Mevcut işimde hangi görevleri kendi tarzıma ve kurum hedeflerine uygun değiştirirsem mutlu ve verimli olurum? Nasıl bir iletişim davranışı geliştirirsem işte geçirdiğim zamanın nasıl geçtiğini unutur ve performansımı artırırım? Rutine düşmüş ve artık sıkıcı hale gelmeye başlamış olan işleri neden yapıyorum? Bu işlerin katma değeri ve anlamı nedir? Nelere fayda sağlıyor ve nasıl bir katma değer üretiyorum?

Beş altı yaşlarında olmalıyım. Kırmızı ışıkta duran aracımızın arka sağ camından yandaki araçları incelerken birden frenin tutmadığını ve arabanın geriye doğru gittiğini düşündüm. “Arka bölüme neden fren pedalı koymazlar ki!” diye de aklımdan geçirmiş olabilirim.

Aşırı tüketim de bir ihtiyaçtır! Tüketim çılgınlığı hastalığının, farklı olma, üstün olduğunu gösterme hastalığının ruhlarda açtığı kara deliği doyurma güdüsünün hafifletilmesinde başvurulan bir ihtiyaçtır. Ama öyle bir durumdur ki bu; tuzlu su misali içtikçe daha da susatır!

Buffet, Gates, Drucker gibi uzmanların iş dünyası ve kişisel gelişim ile ilgili tespitlerinden sıkça faydalanıyoruz. İş hayatı, kişilik ve girişimcilik gibi konulara Barış Manço’nun dizeleriyle farklı bir pencereden bakmak isterseniz, lütfen buyrun…

Neşet Ertaş muhteşem yorumuyla bize “Tatlı dile, güler yüze doyulur mu, doyulur mu? diye soruyordu. Cevabı çok net olan bu soruyu; günümüzün yükselen teknoloji gücü olan Çin’e sorduğumuzda bize ilke edindikleri bir atasözü ile cevap vereceklerdir: GÜLMESİNİ BİLMEYEN, DÜKKAN AÇMASIN! 

Stoklarını takip edemeyen ve tedarik zincirini aksatan bir işletmeye yönelik müşteri şikayetleri; Farid Farjad’ ın kemanı gibi yürekleri sızlatıyor mudur? Müzik evrensel ve işletmelerin sorunları benzerdir. İnişli çıkışlı işletme hayatında her müzik tarzına elbette yer olacaktır.