Tedarikçilerin en değerlisi!

Bana göre bir işletmenin en iyi tedarikçileri çalışanlarıdır. Nasıl yani? Çalışanlar tedarikçi olur mu hiç? Tedarikçi dediğimiz, işletmenin ihtiyaç duyduğu malzemeleri veya hizmetleri dışarıdan sağlayan paydaş değil midir? Çalışanlar ise işletmenin insan kaynağıdır. Bu ikisi birbirinden farklı şeyler değil midir?

Arı Orkidesi ve İletişim

Bu noktada katılımcılara başka bir soru yönelttim: “Eğitim salonuna girdiğinizde ve beni ilk kez gördüğünüzde hakkımda neler düşündünüz?”

Bağlantısallık ve İşletme Kültürü

Bir işletmede değişmesini istediğimiz davranışlar yıllardır tekrarlanıyorsa, yalnızca çalışanlardan değişmelerini beklemek ne kadar gerçekçidir? Hangi davranışları ödüllendiriyoruz? Hangilerine sessiz kalıyoruz? Yeni çalışanlar bizden ne öğreniyor? Bugün eleştirdiğimiz yönetim anlayışının yarınki temsilcilerini, farkında olmadan biz mi yetiştiriyoruz?

Bisiklet kullanma becerisi, öğrenilmiş bilginin derinlerde korunduğunu ve sırası gelince kullanıma hazır olarak sunulabileceğini hatırlatır. Yıllardır kullanmadığımız bir yeteneğimizi sunmakta tereddüt ettiğimizde; “Merak etme, bisiklete binmek gibi düşün, bir başlayınca gerisi gelir!” şeklinde örneklere konu olur.

Kültürümüzde zorluklar üst üste geldiğinde “imtihan” olarak yorumlamak genel bir anlayış olarak gözlenmektedir. Böyle durumlarda sergileyeceğimiz davranışlar da kişiliğimizi ve hayatımızın devamını şekillendirmektedir. Son yaşanan deprem felaketi ve ardından yaşanan hayatta kalma çabaları; toplumun büyük bir kısmı tarafından “imtihan” olarak ele alınmış olabilir. Burada asıl soru şu olmalı: Bu, kimin imtihanı?

Mevcut işimde hangi görevleri kendi tarzıma ve kurum hedeflerine uygun değiştirirsem mutlu ve verimli olurum? Nasıl bir iletişim davranışı geliştirirsem işte geçirdiğim zamanın nasıl geçtiğini unutur ve performansımı artırırım? Rutine düşmüş ve artık sıkıcı hale gelmeye başlamış olan işleri neden yapıyorum? Bu işlerin katma değeri ve anlamı nedir? Nelere fayda sağlıyor ve nasıl bir katma değer üretiyorum?

Beş altı yaşlarında olmalıyım. Kırmızı ışıkta duran aracımızın arka sağ camından yandaki araçları incelerken birden frenin tutmadığını ve arabanın geriye doğru gittiğini düşündüm. “Arka bölüme neden fren pedalı koymazlar ki!” diye de aklımdan geçirmiş olabilirim.